İcra takibinde alacaklının, takip borçlusunun üçüncü kişiler nezdinde bulunan mal, hak ve alacaklarının haczini talep etmesi mümkündür. Bu kapsamda üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesi, takip borçlusunun üçüncü kişi nezdindeki malvarlığı değerlerinin haczedilmesini ve bu değerlerin icra dosyasına aktarılmasını sağlamaya yönelik özel bir takip işlemidir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesinde düzenlenen haciz ihbarnamesi sistemi, üçüncü kişiye belirli yükümlülükler yüklediği gibi, bu kişiye haciz ihbarnamesine itiraz etme ve borçlu olmadığını ileri sürme imkanı da tanımaktadır.
Kanun koyucu, üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine itiraz edebilmesi için aşamalı bir sistem öngörmüştür. Birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine yedi gün içinde itiraz edilmesi gerekirken üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliği üzerine üçüncü kişiye on beş günlük süre içerisinde menfi tespit davası açma veya borcu ödeme imkanı tanınmıştır. Bu sürelerin kaçırılması, üçüncü kişinin takip borçlusuna borçlu veya haczedilen malın zilyedi olduğu yönünde kanuni sonuçların ortaya çıkmasına neden olabilir.
İcra hukukunda alacaklının alacağına kavuşabilmesi amacıyla borçlunun malvarlığı üzerinde cebri icra işlemleri gerçekleştirilmektedir. Bu işlemler yalnızca borçlunun doğrudan zilyetliğinde bulunan mallarla sınırlı değildir. Borçlunun üçüncü kişiler nezdinde bulunan alacakları, hakları ve taşınır malları da kanunda öngörülen koşullar çerçevesinde haczedilebilir.
Borçlunun üçüncü kişilerde bulunan mal ve alacaklarının haczi, uygulamada önemli hukuki sorunları beraberinde getirmektedir. Zira üçüncü kişi, çoğu zaman tarafı olmadığı bir icra takibinden haberdar olmakta ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle takip borçlusuna karşı herhangi bir borcu bulunmadığını veya borçluya ait bir malı elinde bulundurmadığını açıklamak zorunda kalmaktadır.
Bu amaçla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesinde özel bir haciz prosedürü düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm uyarınca icra müdürlüğü, borçlunun üçüncü kişi nezdindeki mal, hak ve alacaklarının haczedilmesi amacıyla üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderir. Üçüncü kişi, kanunda belirtilen sebeplerden birinin bulunması halinde ihbarnameye süresinde itiraz edebilir.
Haciz ihbarnamesine itiraz edilmemesi, üçüncü kişinin takip borçlusuna karşı borçlu veya borçluya ait malın zilyedi olduğu yönünde kanuni sonuçlar doğurur. Bu nedenle İİK m. 89 kapsamında öngörülen sürelerin ve başvuru yollarının doğru belirlenmesi, üçüncü kişinin hukuki durumunun korunması bakımından büyük önem taşımaktadır.
I. HACİZ İHBARNAMESİNİN HUKUKİ NİTELİĞİ VE AMACI
1. Haciz İhbarnamesi kavramı
Haciz ihbarnamesi, takip borçlusunun üçüncü kişiler nezdinde bulunan mal, hak ve alacaklarının haczedilmesi amacıyla icra müdürlüğü tarafından üçüncü kişiye gönderilen resmi bildiridir.
İİK m. 89/1 uyarınca borçlunun üçüncü kişi nezdindeki belirli alacakları veya taşınır malları haczedildiğinde icra müdürlüğü, üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderir.
Bu ihbarname ile üçüncü kişiye, takip borçlusuna olan borcunu artık yalnızca icra dairesine ödeyebileceği, takip borçlusuna yapılacak ödemenin geçerli olmayacağı veya elinde bulunan borçluya ait taşınır malı icra dairesine teslim etmesi gerektiği bildirilir.
Dolayısıyla haciz ihbarnamesi, yalnızca bilgilendirme amacı taşıyan bir belge değildir. Aynı zamanda üçüncü kişi bakımından kanuni yükümlülükler doğuran ve belirli süreler içerisinde işlem yapılmasını gerektiren bir icra işlemidir.
2. Haciz İhbarnamesinin amacı
Haciz ihbarnamesinin temel amacı, takip borçlusunun üçüncü kişilerde bulunan malvarlığı değerlerinin alacaklıdan kaçırılmasını önlemek ve bu değerlerin cebri icra yoluyla alacağın tahsilinde kullanılmasını sağlamaktır.
Bu kapsamda haciz ihbarnamesiyle;
- Borçlunun üçüncü kişi nezdindeki alacaklarının haczedilmesi,
- Borçluya ait olup üçüncü kişinin elinde bulunan taşınır malların korunması,
- Üçüncü kişinin takip borçlusuna ödeme yapmasının engellenmesi,
- Haczedilen mal veya alacağın icra dosyasına aktarılması,
amaçlanmaktadır.
Bununla birlikte kanun koyucu, üçüncü kişinin gerçekte borçlu olmadığı veya borçluya ait bir malı elinde bulundurmadığı hallerde mağdur edilmesini önlemek amacıyla itiraz mekanizması da oluşturmuştur.
3. Haciz İhbarnamesinin gönderilebileceği mal ve haklar
İİK m. 89 kapsamında haciz ihbarnamesi gönderilebilmesi için takip borçlusunun üçüncü kişi nezdinde haczedilebilir nitelikte bir mal, alacak veya talep hakkının bulunması gerekir.
Bu kapsamda;
- Üçüncü kişide bulunan borçluya ait taşınır mallar,
- Üçüncü kişinin takip borçlusuna olan para borçları,
- Banka hesaplarında bulunan haczedilebilir tutarlar,
- Ticari ilişkilerden kaynaklanan mevcut alacaklar,
- Mevcut bir hukuki ilişkiye dayanan ve belirlenebilir nitelikteki müstakbel alacaklar,
haciz ihbarnamesine konu olabilir.
Ancak henüz herhangi bir hukuki ilişkiye dayanmayan, yalnızca ihtimale veya beklentiye bağlı alacakların haczi mümkün değildir. Müstakbel alacağın haczedilebilmesi için takip borçlusu ile üçüncü kişi arasında mevcut bir hukuki ilişkinin bulunması ve bu ilişkiden doğacak alacağın türü ile borçlusunun belirlenebilir olması gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2019 tarihli, 2017/369 E. ve 2019/130 K. sayılı kararında da müstakbel alacakların haczi bakımından mevcut hukuki ilişkinin ve ileride doğması muhtemel alacağın belirlenebilir olmasının gerekliliği vurgulanmıştır.
II. İİK’NIN 89. MADDESİ KAPSAMINDA HACİZ İHBARNAMESİ SİSTEMİ
İİK m. 89, üçüncü kişiye gönderilecek haciz ihbarnamelerini aşamalı bir sistem içerisinde düzenlemiştir. Bu sistem üç temel aşamadan oluşmaktadır:
- Birinci haciz ihbarnamesi,
- İkinci haciz ihbarnamesi,
- Üçüncü haciz ihbarnamesi.
Her aşamada üçüncü kişiye farklı hukuki sonuçlar bildirilmekte ve belirli süreler içerisinde itiraz veya dava açma imkanı tanınmaktadır.
1. Birinci haciz İhbarnamesi (89/1)
Birinci haciz ihbarnamesi, borçlunun üçüncü kişi nezdinde bulunan mal, hak veya alacaklarının haczedilmesi amacıyla gönderilen ilk bildiridir.
İcra müdürlüğü tarafından gönderilen bu ihbarname ile üçüncü kişiye, takip borçlusuna olan borcunu artık icra dairesine ödemesi gerektiği ve borçluya ödeme yapmasının geçerli olmayacağı bildirilir.
Ayrıca üçüncü kişinin elinde borçluya ait bir taşınır mal bulunması halinde bu malı takip borçlusuna teslim etmemesi ve icra dairesine teslim etmesi gerektiği açıklanır.
Birinci haciz ihbarnamesinin tebliğiyle birlikte üçüncü kişi bakımından yedi günlük itiraz süresi işlemeye başlar.
2. Birinci haciz İhbarnamesine İtiraz sebepleri
İİK m. 89/2 uyarınca üçüncü kişi, kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine karşı çeşitli sebeplerle itiraz edebilir.
Kanunda belirtilen başlıca itiraz sebepleri şunlardır:
- Takip borçlusuna herhangi bir borcunun bulunmaması,
- Borçluya ait bir malın kendi zilyetliğinde bulunmaması,
- Haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borcun ödenmiş olması,
- Malın daha önce tüketilmiş olması,
- Malın kusuru olmaksızın telef olması,
- Malın takip borçlusuna ait olmaması,
- Malın kendisine rehnedilmiş olması,
- Alacağın borçluya veya borçlunun talimat verdiği yere ödenmiş olması.
Bu sebepler, üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine itiraz edebileceği durumları göstermektedir.
Örneğin takip borçlusunun daha önce ticari ilişki içerisinde bulunduğu bir şirkete haciz ihbarnamesi gönderilmiş ancak ticari ilişki sona ermiş ve herhangi bir borç kalmamışsa ilgili şirket, borçluya borcu bulunmadığını belirterek itiraz edebilir.
Aynı şekilde üçüncü kişinin borçluya ait herhangi bir malı elinde bulundurmaması da itiraz sebebidir.
3. Birinci haciz İhbarnamesine İtiraz süresi ve usulü
Birinci haciz ihbarnamesine, tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içerisinde itiraz edilmelidir.
İtiraz, haciz ihbarnamesini gönderen icra dairesine yapılır. Kanun, itirazın yazılı veya sözlü olarak gerçekleştirilmesine imkan tanımaktadır.
Yazılı itirazda üçüncü kişinin hangi nedenle borçlu olmadığını veya haczedilen malın kendi zilyetliğinde bulunmadığını açıkça belirtmesi gerekir.
İtiraz dilekçesinde;
- İcra dairesinin adı,
- İcra dosyasının esas numarası,
- Haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi,
- Üçüncü kişinin kimlik veya şirket bilgileri,
- İtirazın dayanağı olan maddi vakıalar,
- Sonuç ve talep,
yer almalıdır.
Üçüncü kişinin beyanı İİK m. 89 uyarınca harç ve resme tabi değildir.
Birinci haciz ihbarnamesine süresi içerisinde itiraz edilmesi halinde, üçüncü kişi bakımından ikinci haciz ihbarnamesinin gönderilmesine neden olan susma sonucu ortaya çıkmaz.
4. Birinci haciz İhbarnamesine İtiraz edilmemesinin sonucu
Üçüncü kişinin birinci haciz ihbarnamesine yedi gün içerisinde itiraz etmemesi halinde kanun, malın üçüncü kişinin elinde veya borcun üçüncü kişinin zimmetinde sayılacağı sonucunu öngörmektedir.
Ancak bu sonuç, ilk ihbarname bakımından süresiz ve kesin bir kabul anlamına gelmez. Kanun koyucu, üçüncü kişiye ikinci haciz ihbarnamesi aşamasında da itiraz imkanı tanımıştır.
Bu nedenle birinci haciz ihbarnamesine itiraz edilmemesi, üçüncü kişinin itiraz hakkının tamamen ortadan kalkması sonucunu doğurmaz.
III. İKİNCİ HACİZ İHBARNAMESİNE İTİRAZ (89/2)
1. İkinci haciz İhbarnamesinin gönderilmesi
Birinci haciz ihbarnamesine yedi gün içerisinde itiraz etmeyen üçüncü kişiye icra müdürlüğü tarafından ikinci haciz ihbarnamesi gönderilir.
İkinci haciz ihbarnamesi ile üçüncü kişiye, birinci ihbarnameye süresi içerisinde itiraz etmediği için borcun zimmetinde veya malın yedinde sayıldığı bildirilir.
Ayrıca ikinci ihbarnamenin tebliğinden itibaren yedi gün içerisinde ilk ihbarnamede belirtilen sebeplerle itiraz edebileceği, itiraz etmediği takdirde borcu icra dairesine ödemesi veya malı icra dairesine teslim etmesi gerektiği açıklanır.
2. İkinci haciz İhbarnamesine İtiraz süresi
İkinci haciz ihbarnamesine itiraz süresi de tebliğ tarihinden itibaren yedi gündür.
Üçüncü kişi, ilk haciz ihbarnamesine itiraz etmemiş olsa dahi ikinci ihbarnameye karşı borçlu olmadığını veya malın zilyedi olmadığını ileri sürebilir.
İtiraz, birinci ihbarnamede olduğu gibi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak yapılabilir.
Örneğin birinci haciz ihbarnamesini şirket içerisinde ilgili birime zamanında ulaştıramayan bir şirket, ikinci haciz ihbarnamesinin tebliği üzerine takip borçlusuna borcu bulunmadığını açıklayarak itiraz edebilir.
Bu aşamada da üçüncü kişinin itirazında somut ve gerçeğe uygun açıklamalarda bulunması önemlidir.
3. İkinci haciz İhbarnamesine İtiraz edilmemesinin sonucu
İkinci haciz ihbarnamesine de yedi gün içerisinde itiraz edilmemesi halinde borcun üçüncü kişinin zimmetinde veya malın üçüncü kişinin elinde bulunduğu yönündeki kanuni sonuç kesinleşir.
Bu aşamadan sonra üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilir.
Üçüncü haciz ihbarnamesi, üçüncü kişi bakımından daha ağır sonuçlar doğurabilecek bir aşamadır. Zira üçüncü kişi artık borcu ödemeye, malı teslim etmeye veya kanunda öngörülen koşullarla menfi tespit davası açmaya yönlendirilir.
IV. ÜÇÜNCÜ HACİZ İHBARNAMESİ (89/3) VE HUKUKİ SONUÇLARI
1. Üçüncü haciz İhbarnamesinin gönderilmesi
Birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu ödemeyen veya elinde sayılan malı teslim etmeyen üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilir.
Bu ihbarname ile üçüncü kişiye;
- On beş gün içerisinde borcu icra dairesine ödemesi,
- Elinde bulunduğu kabul edilen malı icra dairesine teslim etmesi,
- Bu süre içerisinde menfi tespit davası açması,
gerektiği bildirilir.
Aksi takdirde üçüncü kişinin zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslim etmeye zorlanacağı ihtar edilir.
2. Üçüncü haciz İhbarnamesine karşı menfi tespit davası
Üçüncü haciz ihbarnamesi aşamasında üçüncü kişinin başvurabileceği en önemli hukuki yol menfi tespit davasıdır.
İİK m. 89/3 uyarınca üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığının veya malın takip borçlusuna ait olmadığının tespitini mahkemeden talep edebilir.
Bu dava, üçüncü kişinin gerçekte mevcut olmayan bir borç nedeniyle icra takibinin tarafı hâline gelmesini önlemeye yönelik özel bir hukuki koruma yoludur.
Menfi tespit davası, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde veya üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
Davanın açılması bakımından üçüncü haciz ihbarnamesinin tebliğinden itibaren on beş günlük süreye uyulması gerekir.
3. Menfi tespit davasının açıldığının İcra dairesine bildirilmesi
İİK m. 89/3 kapsamında menfi tespit davası açılması tek başına cebri icra işlemlerinin durması için yeterli değildir.
Üçüncü kişi, davanın açıldığını gösteren belgeyi, üçüncü haciz ihbarnamesine ilişkin bildirimin kendisine yapılmasından itibaren yirmi gün içerisinde ilgili icra dairesine teslim etmelidir.
Bu koşul yerine getirildiğinde üçüncü kişi hakkında yürütülen cebri icra işlemleri, menfi tespit davası sonunda verilecek karar kesinleşinceye kadar durur.
Bu süre içerisinde İİK m. 106’da belirtilen süreler de işlemez.
Dolayısıyla üçüncü kişinin yalnızca dava açması değil, dava açıldığına ilişkin belgeyi yasal süresi içerisinde icra dosyasına sunması da önem taşımaktadır.
4. Menfi tespit davasında İspat yükü
İİK m. 89/3, genel menfi tespit davalarından farklı olarak ispat yükü bakımından özel bir düzenleme içermektedir.
Buna göre üçüncü kişi, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya haczedilen malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmekle yükümlüdür.
Bu düzenleme, birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyen üçüncü kişinin hukuki durumunun ağırlaşmasına neden olmaktadır.
Örneğin üçüncü kişi, takip borçlusuyla arasındaki ticari ilişkinin sona erdiğini ve herhangi bir borç bulunmadığını ileri sürüyorsa bu iddiasını ticari defterler, banka kayıtları, faturalar, ödeme belgeleri ve diğer delillerle ortaya koymalıdır.
5. Menfi tespit davasının kaybedilmesinin sonucu
İİK m. 89/3 uyarınca üçüncü kişinin açtığı menfi tespit davasını kaybetmesi halinde mahkeme, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmeder.
Bu tazminat, üçüncü kişinin haciz ihbarnamesi sistemine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve açtığı davada iddiasını ispatlayamaması bakımından kanunda öngörülen özel bir yaptırımdır.
Bu nedenle menfi tespit davası açılmadan önce borç ilişkisinin, ödeme kayıtlarının ve mevcut belgelerin dikkatli şekilde incelenmesi gerekir.
V. HACİZ İHBARNAMESİNE İTİRAZ EDİLMEMESİNİN HUKUKİ SONUÇLARI
1. Üçüncü kişinin borçlu sayılması
Haciz ihbarnamesine süresinde itiraz edilmemesi, üçüncü kişinin takip borçlusuna borçlu olduğu yönünde kanuni bir sonuç doğurur.
Birinci haciz ihbarnamesine itiraz edilmemesi üzerine ikinci ihbarname gönderilir. İkinci ihbarnameye de itiraz edilmemesi halinde borcun üçüncü kişinin zimmetinde sayılması kesinleşir.
Bu sonuç, üçüncü kişinin gerçekte borçlu olduğu anlamına gelmekle birlikte, kanuni itiraz mekanizmasının kullanılmamasından kaynaklanan özel bir takip sonucudur.
2. Üçüncü kişinin İcra takibine dahil edilmesi
Üçüncü haciz ihbarnamesine rağmen borcun ödenmemesi veya malın teslim edilmemesi halinde üçüncü kişi hakkında cebri icra işlemleri gerçekleştirilebilir.
Bu aşamada üçüncü kişi, takip borçlusunun borcundan bağımsız olarak haciz ihbarnamesine ilişkin kanuni sonuçlar nedeniyle takip baskısı altında kalabilir.
Bu nedenle üçüncü kişinin kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerini dikkate alması ve yasal süreleri kaçırmaması gerekir.
3. Gerçeğe aykırı İtirazın sonuçları
Üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine itiraz etmesi, her durumda sorumluluktan kurtulmasını sağlamaz.
İİK m. 89/4 uyarınca üçüncü kişinin süresi içerisinde itiraz etmesi halinde alacaklı, üçüncü kişinin verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü kişinin İİK m. 338/1 kapsamında cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir.
Bu nedenle üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması, hukuki ve cezai sonuçlar doğurabilir.
Özellikle şirketler bakımından haciz ihbarnamesine verilecek cevapların muhasebe kayıtları, banka hareketleri ve ticari belgeler incelenerek hazırlanması önem taşır.
VI. GECİKMİŞ İTİRAZ VE KUSURSUZ ENGEL HALİ
1. Gecikmiş İtiraz kavramı
Üçüncü kişinin haciz ihbarnamesine kanuni süresi içerisinde itiraz edememesi her zaman kendi iradesinden kaynaklanmayabilir.
Örneğin ağır hastalık, doğal afet veya kişinin iradesi dışında gelişen ve itiraz etmesini engelleyen başka bir durum söz konusu olabilir.
İİK m. 89/5, üçüncü kişinin kusuru olmaksızın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememesi halinde İİK m. 65 hükmünün uygulanacağını düzenlemiştir.
Böylece kanun koyucu, kusursuz bir engel nedeniyle süresinde itiraz edemeyen üçüncü kişiye gecikmiş itiraz imkanını tanımıştır.
2. Gecikmiş İtirazın koşulları
Gecikmiş itiraz yoluna başvurulabilmesi için;
- Üçüncü kişinin süresinde itiraz etmesini engelleyen bir durumun bulunması,
- Bu engelin üçüncü kişinin kusurundan kaynaklanmaması,
- Engelin itiraz süresi içerisinde mevcut olması,
- Engelin ortadan kalkmasından sonra kanuni sürede başvurulması,
gerekir.
Üçüncü kişi, engelin ortadan kalkmasından itibaren üç gün içerisinde icra mahkemesine başvurmalı ve itiraz sebeplerini delilleriyle birlikte açıklamalıdır.
Gecikmiş itirazın kabul edilip edilmeyeceği, engelin niteliği ve üçüncü kişinin kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek belirlenir.
3. Şirketler bakımından gecikmiş itiraz
Tüzel kişiler yönünden gecikmiş itirazın değerlendirilmesinde şirketin iç işleyişi ve temsil mekanizması önem taşır.
Örneğin haciz ihbarnamesinin şirketin ilgili birimine ulaşmasına rağmen muhasebe çalışanının veya şirket personelinin ihmali nedeniyle süresinde itiraz edilmemesi, tek başına kusursuz engel olarak kabul edilmeyebilir.
Buna karşılık şirketin iradesi dışında gelişen ve objektif olarak itiraz imkanını ortadan kaldıran olaylar, somut delillerle ispatlandığı takdirde gecikmiş itiraz bakımından değerlendirilebilir.
VII. MENFİ TESPİT DAVASINDA TARAFLAR, GÖREV VE YETKİ
1. Davanın tarafları
İİK m. 89/3 kapsamında açılan menfi tespit davasında davacı, kendisine haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişidir.
Davalı ise kural olarak takip alacaklısıdır. Zira haciz ihbarnamesi nedeniyle üçüncü kişinin borçlu sayılmasını ve cebri icra işlemlerini talep eden taraf takip alacaklısıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.10.2024 tarihli, 2023/6098 E. ve 2024/7523 K. sayılı kararında da İİK m. 89 kapsamında açılan menfi tespit davasında husumetin takip borçlusuna değil, takip alacaklısına yöneltilmesi gerektiği belirtilmiştir.
2. Görevli ve yetkili mahkeme
İİK m. 89/3 uyarınca açılacak menfi tespit davasında görevli mahkeme, uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenir.
Davanın ticari işletmeyle ilgili olması ve ticari dava niteliği taşıması halinde asliye ticaret mahkemesi; diğer durumlarda genel görevli mahkeme olan asliye hukuk mahkemesi görevli olabilir.
Yetki bakımından ise İİK m. 89/3 özel bir düzenleme getirmiştir. Buna göre dava, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde veya üçüncü kişinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir.
3. Dava açma süresinin niteliği
İİK m. 89/3 kapsamında menfi tespit davası açılması için öngörülen on beş günlük süre hak düşürücü niteliktedir.
Bu nedenle sürenin geçirilmesi, üçüncü kişinin bu özel dava yoluna başvurma imkanını etkiler.
Ancak somut uyuşmazlığın ticari dava niteliği taşıması ve zorunlu arabuluculuk sürecinin bulunması halinde süre hesabının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.04.2026 tarihli, 2025/567 E. ve 2026/281 K. sayılı kararı, bu konuda önem taşımaktadır. Kurul, arabuluculukta geçen sürenin on beş günlük süre hesabında dikkate alınmaması gerektiğini kabul ederek, zorunlu arabuluculuk düşüncesiyle yapılan başvurunun üçüncü kişinin aleyhine yorumlanamayacağını belirtmiştir.
Bu karar, özellikle ticari nitelikteki haciz ihbarnamesi uyuşmazlıklarında süre hesabının dikkatle yapılması gerektiğini göstermektedir.
VIII. HACİZ İHBARNAMESİNE İTİRAZDA UYGULAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Haciz ihbarnamesine itiraz sürecinde yapılacak usul hataları, üçüncü kişinin ciddi mali sorumluluklarla karşılaşmasına neden olabilir.
Bu nedenle uygulamada aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
1. Tebliğ tarihi doğru belirlenmelidir. İtiraz süresi, haciz ihbarnamesinin usulüne uygun tebliğiyle başlar. Tebliğ tarihi ve tebligatın usulü kontrol edilmelidir.
2. İtiraz doğru icra dairesine yapılmalıdır. İtirazın haciz ihbarnamesini gönderen icra dairesine sunulması gerekir.
3. İtiraz gerekçesi açıkça belirtilmelidir. Yalnızca borçlu olunmadığının belirtilmesi yerine borcun neden bulunmadığı somut şekilde açıklanmalıdır.
4. Kısmi borç bulunması halinde bu durum açıklanmalıdır. Üçüncü kişinin takip borçlusuna kısmen borçlu olması halinde borcun bulunmadığı kısmı ve mevcut borç miktarı birbirinden ayrılmalıdır.
5. Belgeler muhafaza edilmelidir. Ödeme makbuzları, banka kayıtları, faturalar, sözleşmeler, cari hesap kayıtları ve ticari defterler ileride açılabilecek davalarda önem taşıyabilir.
6. İkinci ihbarname aşaması göz ardı edilmemelidir. Birinci ihbarnameye itiraz edilmemiş olsa dahi ikinci ihbarnameye karşı yedi günlük itiraz hakkı bulunmaktadır.
7. Üçüncü ihbarname aşamasında süreler birlikte takip edilmelidir. On beş günlük dava açma süresi ile yirmi günlük dava belgesini icra dairesine sunma süresi birbirinden farklıdır.
IX. HACİZ İHBARNAMESİNE İTİRAZ SÜRELERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI
| İşlem | Süre | Hukuki dayanak |
|---|---|---|
| Birinci haciz ihbarnamesine itiraz | 7 gün | İİK m. 89/2 |
| İkinci haciz ihbarnamesine itiraz | 7 gün | İİK m. 89/3 |
| Üçüncü ihbarname üzerine menfi tespit davası açılması | 15 gün | İİK m. 89/3 |
| Dava açıldığına ilişkin belgenin icra dairesine sunulması | 20 gün | İİK m. 89/3 |
| Kusursuz engelin ortadan kalkmasından sonra gecikmiş itiraz | 3 gün | İİK m. 89/5 ve m. 65 |
Bu süreler, ilgili ihbarnamenin usulüne uygun tebliğinden veya kanunda belirtilen diğer başlangıç olayından itibaren hesaplanmalıdır. Süre hesabında İİK m. 19 ve ilgili tebligat hükümleri de dikkate alınmalıdır.
Haciz ihbarnamesi, takip borçlusunun üçüncü kişiler nezdinde bulunan mal, hak ve alacaklarının haczedilmesini sağlayan ve üçüncü kişi bakımından önemli hukuki sonuçlar doğuran bir icra işlemidir. İİK m. 89 kapsamında düzenlenen bu sistem, alacaklının alacağına ulaşmasını kolaylaştırırken üçüncü kişinin haklarını korumak amacıyla itiraz ve menfi tespit mekanizmalarını da beraberinde getirmiştir.
Birinci haciz ihbarnamesine tebliğden itibaren yedi gün içerisinde itiraz edilmesi, üçüncü kişinin hukuki durumunun korunması bakımından ilk ve en önemli aşamadır. Birinci ihbarnameye itiraz edilmemiş olması halinde ikinci ihbarname aşamasında da yedi günlük itiraz imkanı bulunmaktadır. İkinci ihbarnameye de itiraz edilmemesi durumunda ise üçüncü kişiye üçüncü haciz ihbarnamesi gönderilmekte ve borcu ödeme, malı teslim etme veya menfi tespit davası açma seçenekleri sunulmaktadır.
Üçüncü haciz ihbarnamesi aşamasında açılacak menfi tespit davasında üçüncü kişinin takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmesi gerekir. Ayrıca dava açıldığını gösteren belgenin yirmi gün içerisinde icra dairesine sunulması, cebri icra işlemlerinin durması bakımından önem taşır.
Bunun yanında üçüncü kişinin kusuru olmaksızın süresinde itiraz edememesi halinde gecikmiş itiraz hükümlerinden yararlanması mümkündür. Gerçeğe aykırı beyanda bulunulması ise kanunda öngörülen cezai ve hukuki sorumlulukları gündeme getirebilir.
Sonuç olarak haciz ihbarnamesine itiraz, yalnızca icra dairesine bir dilekçe verilmesinden ibaret değildir. Üçüncü kişinin hukuki durumunun, takip borçlusuyla arasındaki borç ilişkisinin, tebligatın usulünün ve kanuni sürelerin birlikte değerlendirilmesini gerektiren özel bir hukuki süreçtir. Özellikle birinci ve ikinci ihbarnamelerdeki yedi günlük sürelerin kaçırılmaması ve üçüncü ihbarname aşamasında menfi tespit davasına ilişkin on beş ve yirmi günlük sürelerin doğru takip edilmesi, hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyicidir.
KAYNAKÇA:
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 12.02.2019, E. 2017/369, K. 2019/130.
Karar metni – Lexpera - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 23.10.2024, E. 2023/6098, K. 2024/7523.
Karar metni ve özeti - Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 12.05.2025, E. 2024/3956, K. 2025/2744.
Karar metni ve özeti - Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.04.2026, E. 2025/567, K. 2026/281.
Karar metni - Kuru, Baki, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013.
- Pekcanıtez, Hakan / Atalay, Oğuz / Sungurtekin Özkan, Meral / Özekes, Muhammet, İcra ve İflas Hukuku, On İki Levha Yayıncılık.
- Muşul, Timuçin, İcra ve İflas Hukuku, Adalet Yayınevi, Ankara.
- Arslan, Ramazan / Yılmaz, Ejder / Taşpınar Ayvaz, Sema / Hanağası, Emel, İcra ve İflas Hukuku, Yetkin Yayınları.
İlginizi Çekebilecek Yazılarımız:
