tazmin

Bedensel zarar, bir kişinin vücut bütünlüğünün hukuka aykırı bir fiil nedeniyle zedelenmesi sonucu ortaya çıkan zarardır. Trafik kazası, iş kazası, düşme, hayvan saldırısı veya tıbbi müdahale kaynaklı bir yaralanma vb. hâlinde zarar gören kişi, hem uğradığı maddi kayıpları hem de yaşadığı acı ve elem nedeniyle manevi tazminat talep edebilmektedir. Bu talebin hukuki dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunumuzun 49. maddesindeki genel sorumluluk kuralı, bedensel zararın özel görünümünü düzenleyen TBK 54. maddesi ve manevi tazminata ilişkin TBK 56. maddesidir. Maddi tazminat, zarar görenin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeyi; manevi tazminat ise bozulan ruhsal dengenin telafisini ve tatmin duygusu sağlamayı amaçlar.

Türk Borçlar Kanunu m. 54.

“Bedensel zararlar özellikle şunlardır: 1. Tedavi giderleri. 2. Kazanç kaybı. 3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.”

Söz konusu sayım sınırlı olmayıp “özellikle” ifadesiyle örneklendirildiğinden, somut olayın özelliğine göre bakıcı gideri gibi başka zarar kalemleri de tazminat kapsamına girebilmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan kalemler şunlardır:

1. Tedavi giderleri: hastane, ameliyat, ilaç, fizik tedavi ve protez masrafları.
2. Geçici iş göremezlik (kazanç kaybı): iyileşme süresince çalışılamaması nedeniyle uğranılan kazanç kaybı.
3. Sürekli iş göremezlik (çalışma gücü kaybı): kalıcı sakatlık oranında ortaya çıkan kazanç kaybı.
4. Efor (güç) kaybı: gelir getirici işte çalışmayan veya geliri azalmayan kişinin günlük yaşamını daha fazla güç harcayarak sürdürmesinden doğan zarar.
5. Bakıcı gideri: başkasının bakımına muhtaç hâle gelen zarar görenin bakım masrafları.
6. Ekonomik geleceğin sarsılması: terfi, kariyer ve gelir artışı beklentilerinin zarara uğraması.

Bu kalemlerin tamamı aynı maddi tazminat başlığı altında, ancak her biri kendi hesap kuralına göre değerlendirilir. Dilekçede kalemlerin ayrı ayrı gösterilmesi, hangi zararın hangi olguya dayandığının anlaşılması bakımından önem taşımaktadır.

Geçici İş Göremezlik Tazminatının Şartı: Kazanç Kaybının Varlığı

Geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi ve iyileşme süresiyle sınırlıdır ve bu süreçte işe devam edilememesinden doğan kazanç kaybını giderir. Dolayısıyla zarar tarihinde gelir getirici bir işte çalışmayan kişide bu zarar kalemi doğmamaktadır. Bu nedenle söz konusu kalem, çalıştığı belgelenen mağdurlar yönünden talep edilmelidir.

Danıştay 8. Dairesi 2022/5013 E., 2025/1246 K. Sayılı İlamı

“…Geçici iş göremezlik tazminatı, çalışma gücünün kullanılamaması nedeniyle çalışma gücünün %100 oranında kaybedildiğinin kabul edildiği “tedavi ve iyileşme süresi” ile sınırlı bir tazminat olup, bu süreçte olay öncesinde de çalışmakta olan kişinin işe devam edememesinden dolayı uğradığı kazanç kaybının giderilmesi amaçlanmaktadır. Bu kapsamda, olay/zarar tarihinde gelir getirici bir işte çalışmayan kişinin kazanç kaybı söz konusu olmayacağından geçici iş göremezlik zararı da doğmayacaktır...”

Sürekli İş Göremezlik Oranının Hangi Mevzuata Göre Belirleneceği

Tazminatın en kritik girdisi, sürekli iş göremezlik (maluliyet) oranıdır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2024/3323 E., 2024/5474 K. sayılı kararıyla farklı uygulamaları gidererek bu oranın kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir: “Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir.”

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2022/655 E., 2024/133 K. sayılı kararında ise bu hususu dönemlere ayırmıştır: “…Sürekli iş göremezlik oranının tespit edilirken uygulamada yeksenaklığın oluşturulabilmesi amacıyla Yargıtay Özel Dairesinin istikrar kazanmış kararlarında; 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır...” Uygulamada en sık yapılan hata, kaza tarihinden sonra yürürlüğe giren bir yönetmeliğe göre düzenlenen raporun hükme esas alınmasıdır; bu durum bozma nedenidir.

Çalışma Gücü Kaybı ile Efor Kaybı Arasındaki Ayrım

Bu ayrım, uygulamada en çok karıştırılan konuların başındadır. Danıştay 8. Dairesi 2022/5825 E., 2025/1266 K. ve 2022/5013 E., 2025/1246 K. sayılı kararlarında ayrım şöyle kurulmuştur: “…İki bedensel zarar kalemindeki (çalışma gücü ve efor) bir başka fark ise, Dairemiz içtihatlarıyla geliştirilen, bu zararlar karşılığında ödenecek tazminatın hesaplanmasına esas tutarın belirlenmesi konusudur. Çalışma gücü kaybı tazminatı, kişinin aktif dönemdeki bedensel gücünü gelir getirici bir işte kısmen veya tamamen kullanamaması, dolayısıyla mal varlığında bedensel güç kaybı oranında azalma olması karşılığında ödendiğinden, beden gücü kaybının maddi/parasal karşılığı olan kalıcı sakatlık oranındaki “gerçek gelir” üzerinden (gerçek gelir x kalıcı sakatlık oranı formulü ile) hesaplanmaktadır. Efor kaybı tazminatı ise, gelir getirici bir işte çalışmayan ev hanımları, emekliler, yaşlılar, işsizler ve 0-18 yaş arası küçüklerin günlük yaşamsal faaliyetlerini emsallerine nazaran daha fazla güç sarf ederek yerine getirmeleri karşılığında ödendiğinden, bu faaliyetlerin maddi karşılığı olan, objektif ve eşit bir tutar niteliğindeki “net asgari ücret (AGİ hariç)” üzerinden, yine kalıcı sakatlık oranında hesap edilmektedir. Öte yandan, gelir getirici işte çalışmaya devam etmek ve gelirinde bir azalma olmamakla birlikte mevcut işini eskiye ve emsallerine nazaran daha fazla güç sarf ederek yapan kişilerin, bu fazladan sarf ettiği eforun maddi karşılığı olarak da kalıcı sakatlık oranındaki “net asgari ücret (AGİ dahil)” esas alınmaktadır. Bu halde, kişinin beden gücü kaybı oranında daha fazla güç sarf etmesi sayesinde çalışmaya devam etmesine, başka bir anlatımla fazladan sarf ettiği efor sayesinde gelir kaybına uğramamasına rağmen gerçek geliri üzerinden hesaplama yapılmamasının nedeni, aynı orandaki kalıcı sakatlık sonucu aynı veya benzer işleri yapan kişilerin alacağı efor kaybı tazminatının, gelirleri arasındaki fark nedeniyle farklılaşmasını önlemek, benzer durumda bulunanların, alacakları tazminat miktarı yönünden aynı hukuki sonuçlara muhatap olmalarını sağlamaktır. Yine, kalıcı sakatlık oranları aynı olmasına karşın, işinin niteliği gereği daha fazla efor sarf ederek çalışan kişinin gelirinin, iş ve çalışma koşulları gereği daha az efor sarf ederek çalışan kişiye nazaran düşük olması halinde oluşan hakkaniyete aykırı durumun bertarafı da amaçlanmaktadır..”

Manevi tazminatın dayanağı TBK 56. maddesidir:

Türk Borçlar Kanunumuzun 56. Maddesine Göre:
“Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”

Zamanaşımı

Haksız fiilden doğan tazminat talepleri TBK 72. maddesi uyarınca, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık, her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımına tabidir. Trafik kazalarında KTK 109. maddesi aynı süreleri öngörmektedir. Fiil aynı zamanda suç oluşturuyorsa ve ceza kanunu daha uzun bir zamanaşımı öngörmüşse, tazminat talebi için de bu uzun süre uygulanır. Zamanaşımı ayrıca TBK 161. maddesi uyarınca bir def’i olup davalı ileri sürmedikçe hâkim tarafından kendiliğinden gözetilemez.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Bedensel zarar tazminatında görevli mahkeme kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. İş kazasından doğan davalarda iş mahkemesi, ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda asliye ticaret mahkemesi, idari eylem ve işlemden doğan zararlarda idare mahkemesi görevlidir. Yetki bakımından davacının seçenekleri davalının yerleşim yeri, haksız fiilin işlendiği yer, zararın meydana geldiği yer ve zarar görenin yerleşim yeri mahkemesidir.

Sonuç

Bedensel zararlarda tazminat, birbirinden farklı hesap kurallarına sahip çok sayıda kalemden oluşur ve her kalemin kendi şartı, kendi ispat aracı bulunmaktadır. Maddi tazminat bakımından belirleyici unsurlar; kaza tarihinde yürürlükte olan mevzuata göre belirlenmiş maluliyet oranı, doğru yaşam tablosu ve rant yöntemiyle yapılan aktüerya hesabı ile SGK ödemelerinden yalnızca rücuya tabi kısmın mahsubudur. Manevi tazminat bakımından ise hâkimin takdir yetkisini yönlendiren ölçütler ve takdirin gerekçelendirilmesi belirleyicidir. Her somut olay kendi özelinde değerlendirilmesi gerektiğinden, talep ve savunma stratejisinin dosyadaki deliller ve alınacak bilirkişi raporları gözetilerek yürütülmesi gerekmektedir.

Ayrıntılı bilgi ve danışmanlık hizmeti almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yararlanılan Kaynaklar:

  • Doğru, U. (2024). BEDENSEL BÜTÜNLÜĞÜN İHLALİ HALİNDE MADDİ ZARAR VE TAZMİNİ. Medeni Hukuk Dergisi, 1(2), 290-317.
  • Erlüle, F. (2016). 6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU’NUN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNİN ARDINDAN YARGITAY’IN BEDENSEL ZARARLARDA YAKINLARIN MANEVİ TAZMİNAT TALEBİNE İLİŞKİN UYGULAMASI. Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 22(3), 1087-1117.

İlginizi Çekebilecek Yazılarımız:

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir