Bir alacaklının yalnızca davayı kazanması her zaman yeterli olmaz; yargılama sonuçlanıncaya kadar borçlunun malvarlığını elden çıkarması hâlinde hüküm ile kazanılan edimin tahsili imkansız hale gelebilecektir. Hukukumuz bu riski önlemek amacıyla “geçici hukuki koruma” adı verilen kurumları düzenlemiştir. Geçici hukuki koruma üst kavramdır; ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz bu üst kavramın iki ayrı alt türüdür. İhtiyati tedbir, kural olarak para dışındaki hak, mal ve talepleri korumaya yarar ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun (HMK) 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. İhtiyati haciz ise rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu için talep edilebilen, 6100 sayılı HMK’nın 406/2 hükmünde geçici hukukî koruma olarak kabul edilmiş, ihtiyatî haczin şartları ve etkileri ise İİK’nın 257. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir. Bu ayrım yazının bütününü belirleyen en temel ölçüttür: talep bir para alacağına ilişkinse doğru yol ihtiyati haciz, para dışı bir hakka, bir mala ya da bir şeyin yapılması veya yapılmamasına ilişkinse doğru yol ihtiyati tedbirdir.
İhtiyati Tedbir Nedir?
İhtiyati tedbir, dava açılmadan önce veya dava sürerken, uyuşmazlık konusu hak, mal veya şey üzerinde mevcut durumun korunmasını sağlayan geçici bir korumadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ihtiyati tedbiri kesin hükme kadar devam eden yargılama boyunca tarafların dava konusuyla ilgili hukuki durumunda meydana gelebilecek zararlara karşı öngörülmüş, geçici nitelikte hukuki koruma olarak tanımlamaktadır.
Kanuni dayanağı HMK 389. maddedir. Madde metni şöyledir:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunumuzun 389. Maddesine Göre:
“Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.”
HMK 390. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Kanun, ihtiyati tedbirin yalnızca “uyuşmazlık konusu hakkında” verilebileceğini hükme bağlamıştır; bu, uygulamada en çok gözden kaçan sınırlamadır.
İhtiyati Haciz Nedir?
İhtiyati haciz, bir para alacağının ileride tahsil edilebilmesini güvence altına almak amacıyla borçlunun mal, alacak ve haklarına geçici olarak el konulmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ihtiyati haczi, alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması şeklinde tanımlamıştır.
Diğer geçici hukuki korumalar
MADDE 406-
(2) İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi
geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunumuzun 257. Maddesine Göre:
“Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir: 1. Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2. Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle mallarını gizlemeğe, kaçırmağa veya kendisi kaçmağa hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunursa.”
İİK 258. maddesi uyarınca alacaklı, alacağı ve varsa haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermek zorundadır. Buradaki ispat ölçüsü tam ispat değil, yaklaşık ispattır.
İhtiyati Tedbir ile İhtiyati Haciz Arasındaki Farklar Nelerdir?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/3391 E. , 2025/5785 K. Sayılı İlamı
“…İhtiyatî haciz ile ihtiyatî tedbir arasındaki farklara da bakmakta fayda vardır.
“…İhtiyati haciz yalnız para (ve teminat) alacakları hakkındaki davalarda (veya icra takiplerinde) söz konusu olduğu halde, ihtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda alınır.
İhtiyati tedbirde çekişmeli ve bu nedenle dava konusu olan şey (örneğin taşınır veya taşınmaz bir mal) hakkında önleyici nitelikte tedbir alınır, ihtiyati hacizde alacaklıya henüz kesin haciz isteme yetkisinin gelmediği (İİK’nın 37, 78. maddesi) bir dönemde, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesi güvence altına alınır.
İhtiyati hacizde (ihtiyaten) haczedilen mallar üzerinde (bu malların borçluya ait olduğu hakkında) bir çekişme yoktur ve bu nedenle bu mallar alacaklının açtığı veya yaptığı (veya açmayı ya da yapmayı düşündüğü ) bir dava veya icra takibinin konusu değildir. İhtiyati tedbirde üzerine ihtiyati tedbir konulan mallar çekişmeli olup davacının açtığı ya da ileride açmayı düşündüğü bir davanın konusudur.
İhtiyati hacizde alacaklı davasında veya icra takibinde haklı çıkarsa (ihtiyati haciz kesin hacze dönüşürse) üzerine ihtiyati haciz konulmuş olan mal icra dairesi tarafından satılır ve bedeli ile alacaklının alacağı ödenir. İhtiyati tedbirde, davacı davayı kazanırsa, üzerine ihtiyati tedbir konulan mal aynen davacıya verilir, teslim edilir.
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz arasında bu açık farka rağmen uygulamada ihtiyatî haciz yerine hatalı olarak ihtiyatî tedbir kararı verildiği görülmektedir (KURU,Baki, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Cilt II, Mart 2020 Basım, sayfa;1299,1300).
6100 sayılı sayılı HMK’nın 26. maddesi taleple bağlılık ilkesini düzenlemiştir. Bu hükme göre hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebilir. Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır. Anılan Kanun’un 33. maddesinde, hakimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı düzenlenmiştir. Fakat bu hükümden hareketle talepten başkasına karar verilemez.
6100 sayılı HMK’nın 406. maddesinin gerekçesinde “…Uygulamada farklı geçici hukukî korumaların birbirinin yerine kullanılmasının, hatta “ihtiyatî tedbir zımnında ihtiyatî haciz kararı verilmesi” gibi aslında kanuna tamamen aykırı geçici hukukî koruma kararı oluşturulmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.” denilmiştir. Burada açıkça görülebileceği üzere, ihtiyatî tedbir ile ihtiyatî haciz tedbirlerinin karıştırılmaması ve bu tedbirlerin birbirinin yerine kullanılmaması gerekmektedir...”
İhtiyati Tedbir Hangi Hâllerde ve Nasıl İstenir?
İhtiyati tedbir, örneğin tapu iptali ve tescil davasında taşınmazın üçüncü kişiye devrinin önlenmesi, bir eserin yayımlanmasının durdurulması, ortaklık yönetimine müdahale veya bir zararın önlenmesi amacıyla istenebilir. Talep, dava açılmadan önce esas hakkında görevli ve yetkili mahkemeden, dava açıldıktan sonra ise asıl davaya bakan mahkemeden yapılır. Dilekçede tedbir sebebi ve türü açıkça gösterilmeli, haklılık yaklaşık olarak ispat edilmeli ve kural olarak teminat yatırılmalıdır. Somut bir örnekle ifade edersek: tapu iptali ve tescil talebiyle dava açan bir davacı, taşınmazın elden çıkarılmasını önlemek için tapu kaydına ihtiyati tedbir şerhi konulmasını talep edebilecektir.
İhtiyati Haciz Hangi Hâllerde ve Nasıl İstenir?
İhtiyati haciz, kural olarak vadesi gelmiş, rehinle temin edilmemiş bir para borcu için istenir. Vadesi gelmemiş borçlarda ise yalnızca borçlunun muayyen yerleşim yerinin bulunmaması veya malını gizlemesi, kaçırması, kaçma hazırlığı içinde olması, hileli işlemlerde bulunması gibi İİK 257/2’de sayılan sebeplerin varlığı hâlinde ihtiyati haciz talep edilebilir; bu hâlde borç yalnızca borçlu hakkında muacceliyet kesbeder.
Talep, görevli ve yetkili mahkemeye dilekçeyle yapılır; dilekçeye alacağın varlığını gösteren sözleşme, fatura, teslim tutanağı, hesap kat ihtarnamesi gibi belgeler eklenir. Mahkeme iki tarafı dinleyip dinlememekte serbesttir; karşı taraf dinlenmeden karar verilebilir. Talebin kabulü hâlinde karar, alacaklı tarafından yetkili icra dairesinden infazı istenmek suretiyle uygulanır; kanuni süreler içinde takip veya dava ile tamamlanmazsa karar etkisini yitirir.
İhtiyati Tedbir ile İhtiyati Haciz Aynı Anda İstenebilir mi?
Bu sorunun cevabı iki katmanlıdır. Aynı dosyada hem para dışı bir hakka yönelik ihtiyati tedbir hem de para alacağına yönelik ihtiyati haciz talebi bulunabilir; çünkü ikisi farklı konulara ilişkindir. Ancak tek bir talep sonucu hem ihtiyati tedbire hem ihtiyati hacze konu olamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2025/3391 E., 2025/5785 K. sayılı kararı bu noktayı açık biçimde ortaya koymaktadır:
“ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbirin birlikte talep edilmesi veya talep sonucunun açık olmaması hallerinde ise 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesi uyarınca talep sonucunun somutlaştırması istenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.”
Aynı kararda, ihtiyati tedbir talebi üzerine mahkemenin resen ihtiyati hacze, ihtiyati haciz talebi üzerine de resen ihtiyati tedbire karar veremeyeceği; HMK 26. maddedeki taleple bağlılık ilkesinin, HMK 33’teki hukuku resen uygulama ilkesiyle tümüyle ortadan kaldırılamayacağı vurgulanmıştır. Bu içtihat, uygulamada sık görülen “ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz” şeklindeki tereddütlü taleplerin artık son bulması gerektiğini göstermektedir. HMK 406. maddenin gerekçesinde de farklı geçici hukuki korumaların birbirinin yerine kullanılmasının, hatta “ihtiyati tedbir zımnında ihtiyati haciz kararı verilmesi”nin önüne geçilmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.
İhtiyati Haciz Kararının Teminatı Ne Kadar Olur?
Teminatın tutarını ve şeklini hâkim serbestçe takdir eder; HMK 87. maddesi bu takdirin çerçevesini çizmektedir. Uygulamada, alacağın yaklaşık yüzde on ila on beşi oranında teminat istenmesi yaygındır; alacak ilama dayanıyorsa kural olarak teminat aranmaz.
Yukarıda aktarılan ilkeler genel çerçeveyi göstermek amacıyla verilmiştir; her somut olay kendi özelinde değerlendirilmelidir. Geçici hukuki koruma talebinin doğru kanuni rejim içinde kurulması, yaklaşık ispata elverişli belgelerin dava dosyasına eksiksiz sunulması ve hak düşürücü sürelerin kaçırılmaması, hakkın sonradan tahsil edilebilirliğini belirleyen unsurların başında gelmektedir. Bu nedenle ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz sürecinin, alanında deneyimli bir avukat aracılığıyla yürütülmesini tavsiye etmekteyiz.
Ayrıntılı bilgi ve danışmanlık hizmeti almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.
İlginizi Çekebilecek Yazılarımız:
