TBK MADDE 75 KAPSAMINDA TAZMİNAT HÜKMÜNÜN DEĞİŞTİRİLMESİ: BEDENSEL ZARARIN BELİRSİZLİĞİ, HÂKİMİN TAKDİR YETKİSİ VE KESİN HÜKMÜN SINIRLARI
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 75. maddesi, bedensel zararın kapsamının yargılama sırasında tam olarak belirlenemediği hâllerde hâkime, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilme imkânı tanımaktadır. Düzenlemenin temel amacı, bedensel zararın henüz bütün sonuçlarıyla ortaya çıkmadığı durumlarda zarar görenin eksik tazminat almasının önüne geçmek ve maddi tazminatın gerçek zararı karşılamasını sağlamaktır. Bununla birlikte hükmün değiştirilmesi imkânı, kesin hükmün istisnası niteliğinde olduğundan, kanuni koşulların gerçekleşmesi ve yetkinin usulüne uygun biçimde saklı tutulması önem taşımaktadır. Bu çalışmada TBK m. 75’in hukuki niteliği, uygulanma koşulları, kapsamı ve kesin hüküm ilkesiyle ilişkisi incelenmektedir.
1.gİRİŞ
Haksız fiilden doğan tazminat hukukunun temel amacı, zarar görenin malvarlığında veya kişi varlığında meydana gelen eksilmenin hukuken mümkün olduğu ölçüde giderilmesidir. Bu amacın gerçekleştirilebilmesi, zararın yalnızca mevcut görünümüyle değil, hukuken dikkate alınması gereken bütün sonuçlarıyla değerlendirilmesini gerektirir. Ancak özellikle bedensel zararlarda, zararın tüm kapsamının belirli bir tarihte kesin olarak ortaya çıkması her zaman mümkün değildir.
Bir trafik kazası, iş kazası veya başka bir haksız fiil sonucunda meydana gelen yaralanmanın tedavisi uzun süre devam edebilir; kalıcı iş göremezlik oranı henüz kesinleşmemiş olabilir ya da mevcut sağlık tablosunun ilerleyen dönemde nasıl bir sonuç doğuracağı tıbbi açıdan öngörülemeyebilir. Böyle bir durumda, yargılama sırasında elde bulunan veriler esas alınarak verilen tazminat kararı, daha sonra belirginleşen bedensel zararın tamamını karşılamayabilir.
Hukuk düzeni bir yandan uyuşmazlıkların kesin biçimde çözümlenmesini ve mahkeme kararlarının istikrarını sağlamayı amaçlarken diğer yandan henüz tam olarak belirlenemeyen bir zararın sonuçlarını bütünüyle zarar görenin üzerinde bırakmamalıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 75. maddesi, bu iki hukuki değer arasında denge kuran özel bir düzenlemedir.
Anılan hüküm şöyledir:
“Bedensel zararın kapsamı, karar verme sırasında tam olarak belirlenemiyorsa hâkim, kararın kesinleşmesinden başlayarak iki yıl içinde, tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir.”
Düzenleme , her türlü tazminat kararının sonradan gözden geçirilmesine olanak tanımaması; bu imkânı, karar tarihinde kapsamı tam olarak belirlenemeyen bedensel zararlarla sınırlı tutmasıdır.
2.TBK M. 75’İN HUKUKİ NİTELİĞİ VE DÜZENLEMENİN AMACI
TBK m. 75, bedensel zararın kapsamının yargılama sırasında kesin biçimde belirlenememesi nedeniyle ortaya çıkabilecek eksik tazminat riskini azaltmaya yönelik özel bir hükümdür. Bu hüküm, zarar görenin tazminat hakkını korurken yargısal kararların kesinliğini de bütünüyle ortadan kaldırmamaktadır.
Genel kural olarak kesinleşen bir mahkeme kararıyla çözümlenmiş uyuşmazlık, aynı taraflar arasında aynı konu ve sebep bakımından yeniden yargılama konusu yapılamaz. Kesin hüküm ilkesi, hukuki güvenliğin ve yargılamanın öngörülebilirliğinin temel unsurlarındandır. Bununla birlikte kesin hükmün doğurduğu sonuçların, karar verildiği sırada henüz tam olarak ortaya çıkmamış bedensel zararların doğurduğu özel sorunları her durumda adil biçimde çözmesi mümkün olmayabilir.
İşte TBK m. 75, bu noktada sınırlı bir istisna oluşturmaktadır. Hâkim, bedensel zararın kapsamı henüz tam olarak belirlenemiyorsa tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilir. Böylece kararın kesinleşmesi, bedensel zararın sonradan ortaya çıkabilecek bütün sonuçlarının her koşulda değiştirilemez biçimde karara bağlanması anlamına gelmez.
Burada özellikle vurgulanmalıdır ki hükmün amacı, zarar görenin daha fazla tazminat elde etmesini kendiliğinden güvence altına almak değildir. Asıl amaç, ilk karar sırasında tam olarak belirlenemeyen bedensel zararın sonradan açıklık kazanması hâlinde, kanunun öngördüğü sınırlar içinde tazminat hükmünün yeniden değerlendirilmesine imkân sağlamaktır.
Bu nedenle TBK m. 75, genel bir tazminat artırımı veya azaltımı hükmü olarak değil, bedensel zararın belirsizliğinden kaynaklanan özel bir hukuki koruma mekanizması olarak değerlendirilmelidir.
3.HÜKMÜN UYGULANMA KOŞULLARI
3.1 Zararın Bedensel Nitelikte Olması
TBK m. 75’in uygulanabilmesinin ilk koşulu, uyuşmazlığın bedensel zarara ilişkin olmasıdır. Hüküm, bütün maddi zararlar veya tazminat uyuşmazlıkları bakımından genel bir düzenleme getirmemektedir.
Bedensel zararın kapsamının belirlenmesinde yaralanmanın niteliği, tedavi süreci, iyileşme ihtimali, kalıcı iş göremezlik durumu ve sağlık tablosunun gelecekte doğurabileceği sonuçlar önem taşıyabilir.
Örneğin, bir trafik kazasında ağır biçimde yaralanan kişinin tedavisi devam ediyor ve kalıcı maluliyet oranı henüz tıbben belirlenemiyorsa, karar tarihinde zararın kapsamının tam olarak belirlenemediğinden söz edilebilir. Buna karşılık, bedensel zararın bütün sonuçları ortaya çıkmış ve mevcut delillerle yeterli açıklığa kavuşmuşsa, yalnızca ileride tazminat miktarının daha yüksek olabileceği düşüncesi hükmün uygulanması için yeterli değildir.
3.2 Bedensel zararın karar tarihinde tam olarak belirlenememesi
Maddenin uygulanmasında belirleyici unsur, bedensel zararın karar verme sırasında tam olarak belirlenememesidir.
Buradaki belirsizlik, zararın varlığına ilişkin soyut bir ihtimalden ibaret olmamalıdır. Bedensel zararın kapsamının henüz kesinleşmemesi, tedavinin devam etmesi, kalıcı sekellerin belirlenememesi veya mevcut tıbbi bulguların gelecekte ortaya çıkabilecek sonuçları kesin biçimde göstermemesi gibi somut nedenlere dayanmalıdır.
Bu noktada iki durumun birbirinden ayrılması gerekir. İlk durumda zarar, karar tarihinde mevcut olmakla birlikte kapsamı henüz tam olarak belirlenememektedir. İkinci durumda ise zarar ve sonuçları belirlenmiş olmasına rağmen taraflardan biri hesaplamanın yanlış yapıldığını veya tazminat miktarının yetersiz kaldığını ileri sürmektedir.
TBK m. 75’in doğrudan hedeflediği durum, ilkidir. İkinci durumda ortaya çıkan sorunlar, somut uyuşmazlığın niteliğine göre olağan kanun yolları veya diğer ilgili hukuki mekanizmalar çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla her tıbbi rapor farklılığı, her yeni delil veya her tazminat hesabı uyuşmazlığı, tazminat hükmünün değiştirilmesini haklı kılmaz. Önemli olan, karar tarihinde bedensel zararın kapsamının gerçekten tam olarak belirlenememiş olmasıdır.
3.3 Hâkimin Değiştirme Yetkisini Saklı Tutması
TBK m. 75, hâkime tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutabilme imkânı tanımaktadır. Kanun metninde kullanılan “saklı tutabilir” ifadesi, düzenlemenin otomatik olarak uygulanmadığını göstermektedir.
Bu nedenle, bedensel zararın kapsamı karar tarihinde tam olarak belirlenemiyor olsa bile, hükmün değiştirilmesi imkânının somut uyuşmazlıkta nasıl ele alındığı önem taşır. Zarar görenin bu yöndeki talebi varsa, mahkemenin talebi ve dayanaklarını değerlendirerek kararında açık bir değerlendirme yapması gerekir.
Hükmün değiştirilmesi yetkisinin saklı tutulması, sonradan gerçekleşecek her türlü zarar artışının koşulsuz biçimde tazmin edileceği anlamına gelmez. Sonraki aşamada ileri sürülen zarar ile önceki olay, bedensel zarar ve ilk hükmün kapsamı arasındaki ilişkinin incelenmesi gerekir.
Bu yönüyle söz konusu yetki, hâkimin sınırsız takdir alanı değildir. Yetkinin kullanılması, kanuni koşulların varlığına ve zarar görenin korunması amacıyla kesin hüküm arasında kurulacak hukuki dengeye dayanmalıdır.
4. İKİ YILLIK SÜRENİN BAŞLANGICI
TBK m. 75’te öngörülen iki yıllık sürenin başlangıcı, kararın verildiği veya duruşmada açıklandığı tarih değil, kararın kesinleştiği tarihtir.
Bu tercih önemlidir. Zira ilk derece mahkemesinin karar vermesi ile kararın kesinleşmesi arasında kanun yollarına başvurulması nedeniyle belirli bir süre geçebilir. Sürenin kesinleşme tarihinden başlatılması, kararın kesinleşmesine kadar geçen dönemin zarar gören aleyhine işlemesini önlemektedir.
Bununla birlikte iki yıllık süre, maddenin kapsamını sınırsız hâle getirmez. Süre içerisinde tazminat hükmünün değiştirilmesine ilişkin yetkinin saklı tutulması, ancak kanuni koşulların mevcut olması hâlinde anlam taşır.
Ayrıca bu süre, bedensel zarara ilişkin her türlü yeni talebin koşulsuz biçimde ileri sürülebileceği genel bir ek zamanaşımı süresi olarak yorumlanmamalıdır. Maddenin uygulanması, saklı tutulan yetkinin kapsamı ve değiştirme talebinin hukuki dayanağı birlikte değerlendirilmelidir.
Bu nedenle somut uyuşmazlıklarda kararın kesinleşme tarihi, hüküm fıkrasının içeriği, tazminat hükmünün değiştirilmesine ilişkin talep ve mahkemenin bu konudaki kararı dikkatle incelenmelidir.
5. TAZMİNAT HÜKMÜNÜN DEĞİŞTİRİLMESİNİN KAPSAMI VE SINIRLARI
TBK m. 75’in uygulanması bakımından en önemli meselelerden biri, hangi durumların tazminat hükmünün değiştirilmesini gerektirebileceğinin belirlenmesidir.
Örneğin, trafik kazası sonucunda yaralanan kişinin ilk yargılama sırasında tedavisinin devam ettiği ve kalıcı iş göremezlik oranının belirlenemediği düşünülsün. Mahkeme, mevcut tıbbi veriler üzerinden bir karar vermiş ve tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutmuş olsun. Daha sonraki dönemde kişinin sağlık durumunun kalıcı biçimde kötüleşmesi veya önceki tıbbi değerlendirmeyle belirlenemeyen bir bedensel sonucun ortaya çıkması hâlinde, değişikliğin ilk olaydan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve ilk hüküm kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediği araştırılmalıdır.
Buna karşılık, tazminat hesabında kullanılan ücretin veya başka bir hesaplama unsurunun sonradan değişmesi, tek başına TBK m. 75 uyarınca hükmün değiştirilmesini gerektirmez. Aynı şekilde, hükümde saklı tutulan yetkinin kapsamıyla ilgisi bulunmayan yeni bir talep de yalnızca bedensel zararla bağlantılı olduğu gerekçesiyle bu madde kapsamında kabul edilemez.
Burada temel ölçüt, sonradan ileri sürülen hususun ilk yargılamada kapsamı tam olarak belirlenemeyen bedensel zarara ilişkin olup olmadığıdır. Hükmün değiştirilmesi, ilk kararın bütünüyle yeniden görülmesi değil, kanuni koşulları gerçekleşen bedensel zarar bakımından sınırlı bir yeniden değerlendirme imkânıdır.
6. KESİN HÜKÜM İLKESİYLE İLİŞKİSİ
Kesin hüküm, hukuk düzeninde istikrarı sağlayan temel usul hukuku kurumlarından biridir. Mahkeme kararlarının sürekli olarak yeniden tartışmaya açılması, tarafların hukuki durumlarını öngörebilmelerini güçleştirir ve uyuşmazlıkların sona erdirilmesi amacını zedeler.
Bununla birlikte kesin hükmün amacı, henüz belirlenemeyen bedensel zararların bütün sonuçlarının zarar gören tarafından karşılanmasını zorunlu kılmak değildir. Bu nedenle TBK m. 75, kesin hüküm ilkesini bütünüyle ortadan kaldırmadan, belirli koşullarda hükmün değiştirilmesine imkân tanımaktadır.
Ancak bu istisnanın dar ve amaca uygun yorumlanması gerekir. Aksi hâlde hükmün, kesinleşmiş her tazminat kararına karşı yeniden başvuru yapılmasını sağlayan genel bir araç hâline gelmesi riski ortaya çıkar.
Bu bakımdan kesin hüküm ile TBK m. 75 arasında bir karşıtlıktan ziyade, kanun koyucunun belirlediği sınırlar içinde bir denge ilişkisi bulunmaktadır. Kesin hüküm hukuki istikrarı, m. 75 ise bedensel zararın karar tarihinde belirlenemeyen sonuçları bakımından maddi adaletin korunmasını hedefler.
7. İSPAT VE TIBBİ DEĞERLENDİRMENİN ÖNEMİ
Tazminat hükmünün değiştirilmesine ilişkin değerlendirmede tıbbi belgeler ve uzman raporları önemli bir işleve sahiptir. Zira bedensel zararın kapsamının ilk yargılama sırasında neden tam olarak belirlenemediği ve sonradan ortaya çıkan durumun önceki olayla bağlantısı çoğu zaman tıbbi bilgi gerektirir.
Tedavi kayıtları, önceki ve sonraki sağlık kurulu raporları, maluliyet değerlendirmeleri ve gerektiğinde uzman bilirkişi incelemesi, zararın niteliğinin ve gelişiminin ortaya konulmasına yardımcı olabilir.
Bununla birlikte tıbbi raporun tek başına varlığı, hükmün değiştirilmesi için yeterli değildir. Hukuki değerlendirme kapsamında, raporun hangi hususu açıkladığı, bu hususun ilk hükümde değerlendirilip değerlendirilmediği ve saklı tutulan yetkiyle ilişkisi incelenmelidir.
Özellikle sonradan ortaya çıkan bedensel sonucun, ilk olaydan kaynaklanan ve ilk karar sırasında tam olarak belirlenemeyen bir zarar mı olduğu, yoksa bağımsız başka bir nedenden mi ileri geldiği ayrıştırılmalıdır. Bu ayrım, tazminat sorumluluğunun kapsamının doğru belirlenmesi açısından belirleyicidir.
8. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ
Türk Borçlar Kanunu’nun 75. maddesi, bedensel zararın kapsamının yargılama sırasında tam olarak belirlenemediği durumlarda zarar görenin korunmasını amaçlayan özel bir düzenlemedir. Hüküm, maddi tazminatın gerçek zararı karşılaması hedefi ile kesin hüküm ilkesinin gerektirdiği hukuki istikrar arasında denge kurmaktadır.
Düzenlemenin etkili biçimde uygulanabilmesi için öncelikle zararın bedensel nitelikte olması ve kapsamının karar tarihinde tam olarak belirlenememesi gerekir. Bunun yanında hâkimin tazminat hükmünü değiştirme yetkisini saklı tutması ve kanunda öngörülen iki yıllık sürenin doğru değerlendirilmesi önemlidir.
TBK m. 75’in kapsamı, yalnızca sonradan ortaya çıkan her türlü maddi kaybı veya tazminat hesabındaki her değişikliği kapsayacak şekilde genişletilmemelidir. Hükmün uygulanması, ilk yargılamada belirlenemeyen bedensel zararın sonradan açıklık kazanmasıyla sınırlı olarak ele alınmalıdır.
Sonuç olarak TBK m. 75, tazminat hukukunda yalnızca usule ilişkin bir kolaylık değil, bedensel zararın tüm sonuçlarıyla giderilmesi amacına hizmet eden özel bir hukuki güvencedir. Ancak bu güvencenin işlevini yerine getirebilmesi, bir yandan zarar görenin gerçek zararının karşılanmasını sağlarken diğer yandan kesin hüküm ilkesinin sınırlarını koruyan dikkatli bir hukuki değerlendirmeye bağlıdır.
KAYNAKÇA:
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 75.
- Türk Borçlar Kanunu Tasarısı ve Adalet Komisyonu Raporu, m. 74 gerekçesi (kanunlaşan metinde TBK m. 75).
- 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu, m. 46/2.
- Türk Borçlar Kanunu’nun 75. maddesine ilişkin güncel mevzuat metni ve ilgili yargı kararları.
İlginizi Çekebilecek Yazılarımız:
