Malvarlığının veya işletmenin devralınması Türk Borçlar Kanunu 202. Maddesinde ” Bir malvarlığını veya bir işletmeyi aktif ve pasifleri ile birlikte devralan, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler için Ticaret Sicili Gazetesinde, diğerleri için Türkiye genelinde dağıtımı yapılan gazetelerden birinde yayımlanacak ilanla duyurduğu tarihten başlayarak, onlara karşı malvarlığındaki veya işletmedeki borçlardan sorumlu olur.
Bununla birlikte, iki yıl süreyle önceki borçlu da devralanla birlikte müteselsil borçlu olarak sorumlu kalır. Bu süre, muaccel borçlar için, bildirme veya duyuru tarihinden; daha sonra muaccel olacak borçlar için ise, muacceliyet tarihinden işlemeye başlar.
Borçların bu yoldan üstlenilmesinin sonuçları, dış üstlenme sözleşmesinden doğan sonuçlarla özdeştir.
Bildirme veya ilanla duyurma yükümlülüğü devralan tarafından yerine getirilmedikçe, ikinci fıkrada öngörülen iki yıllık süre işlemeye başlamaz. ” şeklinde düzenlenmiştir.
Malvarlığının veya işletmenin devralınması, özellikle ticaret hukuku ve iş hukuku bakımından önemli hukuki sonuçlar doğuran işlemlerden biridir. Bir işletmenin aktif ve pasifleriyle birlikte başka bir kişiye geçmesi ya da belirli bir malvarlığı bütününün devredilmesi, devreden ve devralan tarafların yanı sıra alacaklıların ve işletmede çalışan işçilerin haklarını da etkileyebilir.
1.Malvarlığının veya İşletmenin Devralınması Nedir?
Malvarlığının veya işletmenin devralınması, bir kişiye veya şirkete ait malvarlığının ya da ekonomik faaliyet yürütülen bir işletmenin, belirli koşullar altında başka bir kişiye veya şirkete geçmesini ifade eder.
Bu tür devir işlemleri; işletmenin satılması, ticari faaliyetin başka bir kişi tarafından sürdürülmesi, şirketlerin yeniden yapılandırılması veya işletmenin ekonomik bütünlüğünün korunarak el değiştirmesi gibi farklı şekillerde ortaya çıkabilir.
Türk hukukunda malvarlığının veya işletmenin devralınmasına ilişkin temel düzenlemelerden biri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 202. maddesidir. Bunun yanında, işlemin niteliğine göre Türk Ticaret Kanunu ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerinin de uygulanması gündeme gelebilir.
2.Türk Borçlar Kanunu Kapsamında Malvarlığının veya İşletmenin Devralınması
Türk Borçlar Kanunu’nun 202. maddesi, bir malvarlığını veya işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kişinin, devreden kişinin borçlarından sorumluluğunu düzenlemektedir.
Bu hükme göre bir malvarlığını veya işletmeyi aktif ve pasifleriyle birlikte devralan kişi, bunu alacaklılara bildirdiği veya ticari işletmeler bakımından Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan ettiği tarihten itibaren, ilgili borçlardan sorumlu olur.
Devralanın sorumluluğunun doğması bakımından bildirim veya ilan önemli bir hukuki işleve sahiptir. Bununla birlikte, somut olayda devrin kapsamı, borcun niteliği ve uygulanacak özel hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.
Devralanın borçlardan sorumluluğu
İşletmeyi devralan kişinin sorumluluğu, yalnızca işletmenin malvarlığını edinmesiyle sınırlı değildir. Kanunda öngörülen koşullar gerçekleştiğinde devralan, işletmeye ilişkin borçlardan da sorumlu tutulabilir.
Bu düzenlemenin temel amacı, işletme devri nedeniyle alacaklıların haklarının zedelenmesini önlemektir. İşletmenin el değiştirmesi, kural olarak, mevcut alacaklıların alacaklarını tahsil etme imkânını ortadan kaldırmamalıdır.
Örneğin, bir kişi ticari işletmesini başka bir kişiye devrettiğinde, işletmenin devrinden önce doğmuş ve devrin kapsamına giren borçlar bakımından devralanın sorumluluğu gündeme gelebilir. Bu nedenle işletme devri sözleşmesi hazırlanırken mevcut borçların belirlenmesi, kayıt altına alınması ve tarafların sorumluluklarının açıkça düzenlenmesi önemlidir.
3.Devredenin Sorumluluğu Ne Kadar Süre Devam Eder?
Türk Borçlar Kanunu’nun 202. maddesi uyarınca, devreden kişi de devralanla birlikte iki yıl süreyle müteselsil sorumlu olmaya devam eder.
Bu sürenin başlangıcı, muaccel borçlar bakımından bildirim veya ilan tarihidir. Daha sonra muaccel olacak borçlarda ise iki yıllık süre, borcun muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
Müteselsil sorumluluk, alacaklının kanuni koşullar çerçevesinde alacağının tamamını borçlulardan birinden talep edebilmesi anlamına gelir. Dolayısıyla işletmenin devredilmiş olması, devredenin borçlardan kaynaklanan sorumluluğunun derhâl sona erdiği anlamına gelmez.
4.İşletme Devrinin İş Hukuku Bakımından Sonuçları
İşletmenin devralınması, işletmede çalışan işçilerin haklarını da etkileyebilir. Bu konuda 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi önem taşımaktadır.
İşyerinin veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayalı olarak başka birine devredilmesi hâlinde, devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmeleri, işyerinde veya işyerinin devredilen bölümünde mevcut hak ve borçlarıyla birlikte devralana geçer.
Bu kapsamda;
- İş sözleşmeleri kural olarak devralan işverene geçer.
- İşçilerin kıdem, ücret ve diğer işçilik hakları, ilgili mevzuat çerçevesinde korunur.
- Devir, tek başına iş sözleşmesinin feshi için geçerli bir neden oluşturmaz.
- Devreden ve devralan işverenin devir öncesindeki borçlardan sorumluluğu, İş Kanunu’nun 6. maddesindeki özel koşullara tabidir.
Özellikle işçilik alacakları bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun 202. maddesi ile İş Kanunu’nun 6. maddesi birbirinden ayrılmalıdır. İş ilişkisinin devri ve işçilik alacaklarından sorumluluk, somut olayın özellikleri ve ilgili özel hükümler dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
5.Malvarlığı veya İşletme Devrinde Alacaklıların Hakları
Malvarlığının veya işletmenin devri, alacaklıların haklarını ortadan kaldırmaz. Kanunun öngördüğü koşulların gerçekleşmesi hâlinde alacaklılar, devralana başvurarak alacaklarının tahsilini talep edebilir.
Bununla birlikte, her mal satışı veya varlık aktarımı, Türk Borçlar Kanunu’nun 202. maddesi anlamında işletme devri sayılmaz. İşlemin işletmenin ekonomik bütünlüğünü kapsayıp kapsamadığı, aktif ve pasiflerin hangi ölçüde devredildiği ve tarafların hukuki ilişkisi önemlidir.
Ayrıca devir işleminin alacaklılardan mal kaçırma amacı taşıması veya alacaklıların tahsil imkânlarını etkisiz hâle getirmesi durumunda, şartları varsa tasarrufun iptali gibi hukuki yollar da gündeme gelebilir.
6.İşletme Devri Sözleşmesi Hazırlanırken Nelere Dikkat Edilmelidir?
İşletme devri işlemlerinde hukuki uyuşmazlıkların önüne geçilebilmesi için sözleşmenin kapsamlı ve açık biçimde hazırlanması gerekir.
Özellikle şu hususlar değerlendirilmelidir:
Devrin kapsamı: Devredilen malvarlığı unsurları, sözleşmeler, alacaklar ve borçlar belirlenmelidir.
Mevcut borçlar: Vergi, ticari borçlar, banka borçları ve işçilik alacakları gibi yükümlülükler incelenmelidir.
Alacaklılara bildirim ve ilan: Türk Borçlar Kanunu’nun 202. maddesi bakımından gerekli işlemler değerlendirilmelidir.
İş sözleşmeleri: İşyerinde çalışan işçilerin sözleşmeleri ve işçilik alacakları bakımından ilgili mevzuata uygun hareket edilmelidir.
Özel şekil şartları: İşletmenin niteliğine göre ticaret sicili işlemleri, ruhsatlar, taşınmaz devirleri veya diğer özel hukuki prosedürler yerine getirilmelidir.
7.İşyerinin muvazaalı devri
İşyerinin muvazaalı devri, işverenin gerçekte işyerinin faaliyetini, yönetimini veya işverenlik ilişkisini değiştirmediği hâlde, hukuki sorumluluklardan kaçınmak ya da işçilerin haklarını etkisiz bırakmak amacıyla işyerini görünüşte başka bir kişiye veya şirkete devretmesidir.
İşyerinin devri, özellikle işçilik alacakları, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve işverenlerin sorumluluğu bakımından önem taşır. Ancak her işyeri devri muvazaalı değildir. Muvazaanın varlığı, işlemin gerçek niteliği ve somut olayın koşulları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2016/13231 E. , 2019/374 K. Sayılı İlamı :
”…Malvarlığının veya işletmenin devralınması, yalnızca ekonomik değerlerin el değiştirmesinden ibaret değildir. Devir işlemi, devredenin ve devralanın borçlardan sorumluluğu, alacaklıların hakları ve çalışanların iş sözleşmeleri bakımından önemli sonuçlar doğurabilir.
Bu nedenle işletme devri öncesinde mevcut borçların ve hukuki ilişkilerin ayrıntılı biçimde incelenmesi, sözleşmenin mevzuata uygun hazırlanması ve gerekli bildirimlerin yapılması önem taşır. Somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme yapılması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesine yardımcı olur.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut olaylarda uygulanacak hukuki hükümler, devir işleminin kapsamına ve niteliğine göre değişebilir.
5510 sayılı Yasa’nın 89’uncu maddesinde ise; “ Sigortalıların çalıştırıldığı işyeri aktif ve pasif değerleri ile birlikte başka bir işyeri ile birleşir, devredilir veya intikal ederse, eski işverenin Kurum’a olan sigorta primi ile gecikme cezası ve gecikme zammı ve faiz dâhil tüm borçlarından, aynı zamanda yeni işveren de müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu hükme aykırı sözleşme hükümleri Kuruma karşı geçersizdir.” hükmü düzenlenmiştir.
5510 sayılı Kanun, işyerinin devrinin niteliğini tüm unsurlarıyla ayrıntılı olarak tanımlamamış; ancak sosyal güvenlik alacakları yönünden devrin sonuçlarını ele almıştır. Sosyal Güvenlik Hukuku anlamında bir işyerinin devrinden bahsedebilmek için; o işyerinin sigortalıları ile yeni bir işverenin emrine geçmiş bulunması şartı aranır. Zira Sosyal Güvenlik Hukuku yönünden bir işyerinden söz edilebilmesi için, o işyerinde bir çalışanın bulunması gereklidir. Çalışan sigortalıları ile birlikte ve faal bir şekilde olmaksızın bir işyerinin tesisat, makine, bina gibi unsurlarının devredilmesi, ya da daha sarih bir ifadeyle, satılması, işyeri devri olarak değerlendirilemez .
İşyerinin devrinde ve intikalinde, gerçekte işyeri değil; yalnızca o işyerinin işvereni değişmektedir. İşyerinin kapatılmasından ya da tasfiyesinden sonra, yeni bir işveren tarafından aynı fiziki mekânda ve aynı işi yapacak şekilde yepyeni bir işyeri açılması halinde ise, Sosyal Güvenlik Hukuku yönünden bir devirden söz edilemeyecektir. Bir işverenin, işyerindeki işi durdurup tüm çalışanların iş akitlerini feshetmesi sonrasında, işyerinin aktif ve pasif varlıklarını başka birine satışı, Sosyal Güvenlik Hukuku yönünden işyeri devri kavramını içermez.
İşyerinin devri, işler haldeki bir işyerinin çalışanları ve çeşitli unsurları ile bir başka işverene geçmesini ifade eder.
Dosya kapsamındaki kayıt ve belgelerden;15.05.2015 tarihli kira sözleşmesi ile … A.Ş ye ait patates fabrikasının (tapu kaydı beyanlar hanesinde tescilli menkuller ile kiralananda fiilen mevcut menkuller ile birlikte davacı şirkete kiralandığı, … A.Ş adına tescilli işyerinden en son sigortalı çalışanın 07.06.2013 tarihinde çıkışlarının yapıldığı, 23.05.2013 tarihinde davacı şirket adına adreste işyeri tescilinin yapıldığı, 04.06.2013 tarihinde davacı şirket işyerinden 6 kişinin bildirimlerinin yapıldığı, bu kişilerin daha öncesinde … A.Ş işyerinden bildirimi yapılan ve çıkışı verilen kişiler oldukları, … A.Ş hakkında 07.06.2013 tarihinde iflas kararı verildiği anlaşılmaktadır.
Kurum denetiminde ifadesi alınan ve her iki şirketten bildirimleri yapılan çalışanlar ifadelerinde; devir öncesi ve sonrasında yöneticilerin değişmediğini, kendilerine izinli olduklarının söylendiğini, sonra fabrikadan arandıklarını, 23.05.2013 ile 07.06.2013 tarihleri arasında fabrikada üretime ara verilmediğini, patatesin gelmesine bağlı ara verme olduğunu, fabrikanın hiç kapanmadığını beyan etmişlerdir.
Mahkemece, devir öncesi faaliyeti olan … A.Ş nin faaliyetini gerçekten sonlandırıp sonlandırmadığı, sonlandırma görüntüsü verip muvazaalı hareket edilip edilmediği, devir öncesi işyerinin faaliyeti gerçek olarak sonlandırılmadan işler vaziyette davacı şirkete devir edilip edilmediği, devir öncesi ve sonrası değişmediği ifade edilen yöneticilerin … A.Ş çalışanı mı yoksa şirket ortakları mı oldukları, devir öncesi ve sonrası her iki şirket bordrolu çalışanları dinlenilmek suretiyle ortaya konulmalı, devir eden ve devir alan şirket defter kayıtları incelenmek suretiyle faaliyetin sonlandırılıp sonlandırılmadığı tespit edilmeli, bu konuda kolluk araştırması yapılmalı, 506 sayılı Kanun 82 ve 5510 sayılı Kanun 89’ncu maddeler kapsamında irdeleme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir….”
Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi ve danışmanlık hizmeti almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.
Yararlanılan Kaynaklar: Aydın, S., Kaplan, H. A., & Şen Kalyon, A. (2013). Ticari İşletme Devri ve Devrin Hukuki Sonuçları. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 17(2), 229-260.
İlginizi Çekebilecek Yazılarımız:
