evcil

Apartman ve site yaşamının yaygınlaşmasıyla birlikte kat mülkiyeti hukukunda en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri, bağımsız bölümlerde evcil hayvan bulundurulmasına ilişkindir. Özellikle toplu yapılarda; köpek havlaması, ortak alanların kullanımı, hijyen iddiaları ve yönetim planlarında yer alan yasaklayıcı hükümler sebebiyle kat malikleri arasında ciddi ihtilaflar doğabilmektedir.

Uygulamada sıklıkla karşılaşılan temel soru ise şudur: Bir kat maliki kendi bağımsız bölümünde evcil hayvan besleme hakkına sahip midir, yoksa yönetim planı veya diğer kat maliklerinin itirazı ile bu hak sınırlandırılabilir mi?

Bu sorunun çözümü; Kat Mülkiyeti Kanunu (“KMK”), Türk Medeni Kanunu (“TMK”), Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir.

I. Kat Mülkiyetinden Doğan Borç İlişkisi ve Kat Maliklerinin Yükümlülükleri

Kat mülkiyeti ilişkisi, klasik anlamda yalnızca ayni hak ilişkisi olmayıp aynı zamanda kat malikleri arasında sürekli nitelik taşıyan özel bir borç ilişkisi doğurmaktadır.

KMK m. 18 hükmü uyarınca kat malikleri; bağımsız bölümleri, eklentileri ve ortak yerleri kullanırken:

  • doğruluk ve dürüstlük kurallarına uygun davranmak,
  • birbirlerini rahatsız etmemek,
  • diğer maliklerin haklarını ihlal etmemek,
  • yönetim planına uygun hareket etmek

yükümlülüğü altındadır.

Madde 18 – Kat malikleri, gerek bağımsız bölümlerini, gerek eklentileri ve ortak yerleri kullanırken doğruluk kaidelerine uymak, özellikle birbirini rahatsız etmemek, birbirinin haklarını çiğnememek ve yönetim planı hükümlerine uymakla, karşılıklı olarak yükümlüdürler.

Söz konusu yükümlülük yalnızca kat maliklerini değil; kiracıları, oturma hakkı sahiplerini ve bağımsız bölümden sürekli şekilde yararlanan diğer kişileri de kapsamaktadır. Kanun koyucu, apartman ve site yaşamında ortak yaşam düzeninin korunmasını amaçlamıştır.

Bu kapsamda evcil hayvan bulundurulmasına ilişkin değerlendirme yapılırken esas ölçüt, salt hayvanın varlığı değil; bu kullanımın diğer kat maliklerinin hak alanına müdahale oluşturup oluşturmadığıdır.

II. Türk Hukukunda Evcil Hayvan Beslenmesini Yasaklayan Genel Bir Hüküm Bulunmamaktadır

Mevzuatta bağımsız bölümlerde evcil hayvan beslenmesini genel ve mutlak şekilde yasaklayan bir düzenleme mevcut değildir. Dolayısıyla bir kat malikinin kendi bağımsız bölümünde kedi veya köpek beslemesi kural olarak hukuka uygundur.

Ancak bu hak sınırsız değildir. Kat malikinin mülkiyet hakkı; komşuluk hukuku, dürüstlük kuralı ve diğer kat maliklerinin huzur ve güvenliği çerçevesinde sınırlandırılmaktadır.

Nitekim TMK m. 737 hükmü gereğince herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken komşularına zarar verecek taşkın davranışlardan kaçınmakla yükümlüdür.

Madde 737- Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür.

Bu sebeple;

  • sürekli gürültü,
  • kötü koku,
  • ortak alanların kirletilmesi,
  • saldırgan davranışlar,
  • güvenlik riski yaratılması

gibi durumlar, kat mülkiyetinden doğan yükümlülüklerin ihlali sonucunu doğurabilir.

III. Yönetim Planında Yer Alan Evcil Hayvan Yasaklarının Hukuki Niteliği

Kat mülkiyeti hukukunda uyuşmazlıkların önemli bir kısmı yönetim planlarında yer alan “evcil hayvan beslenemez” şeklindeki hükümlere ilişkindir.

KMK m. 28 uyarınca yönetim planı, tüm kat maliklerini bağlayan sözleşme niteliğinde bir düzenlemedir. Bu nedenle yönetim planındaki hükümler, yalnızca mevcut kat maliklerini değil; sonradan bağımsız bölümü devralan kişileri, kiracıları ve diğer kullanıcıları da bağlamaktadır.

Yargıtay uygulamasında, yönetim planında açık şekilde evcil hayvan yasağı bulunması halinde; hayvanın fiilen rahatsızlık verip vermediğine bakılmaksızın evcil hayvanın tahliyesine karar verilebildiği görülmektedir.

Bununla birlikte öğretide bu yaklaşım tartışmalıdır. Bir görüşe göre; yönetim planıyla getirilen mutlak yasaklar, mülkiyet hakkının özünü zedeleyebilecek nitelikte olabilir. Özellikle bağımsız bölüm içerisinde sessiz ve çevreye zarar vermeyen bir evcil hayvanın bulundurulmasının tamamen yasaklanması, ölçülülük ilkesi bakımından değerlendirilmelidir.

Kanaatimizce de değerlendirme yapılırken yalnızca yönetim planındaki soyut yasak hükmüne değil; somut olayda gerçekten rahatsızlık veya taşkın kullanım bulunup bulunmadığına da bakılması gerekir.

IV. Komşuluk Hukuku Çerçevesinde Rahatsızlık Kavramı

Kat mülkiyetinde evcil hayvan uyuşmazlıklarında temel belirleyici unsur “rahatsızlık” kavramıdır. Ancak her şikayet hukuki anlamda rahatsızlık oluşturmaz.

Mahkemeler tarafından yapılan değerlendirmede genellikle şu kriterler dikkate alınmaktadır:

1. Gürültü Unsuru

Sürekli havlayan veya çevrede yoğun ses oluşturan hayvanlar, diğer maliklerin huzurunu bozuyorsa KMK m. 18 kapsamında ihlal söz konusu olabilir.

2. Hijyen ve Koku Problemleri

Ortak alanlarda kötü koku oluşması, hayvan dışkısı bırakılması veya ortak kullanım alanlarının kirletilmesi komşuluk hukukuna aykırılık teşkil edebilir.

3. Güvenlik Riski

Tasmasız dolaştırılan veya saldırgan özellik gösteren hayvanlar bakımından diğer maliklerin güvenlik hakkı gündeme gelir.

4. Ortak Alanların Kullanımı

Asansör, bahçe, sosyal tesis veya çocuk oyun alanlarının kullanımında diğer maliklerin hakkını ihlal eden davranışlar da hukuki müdahaleye konu olabilir.

Bu hallerde kat malikleri, KMK m. 33 kapsamında hâkimin müdahalesini talep edebilir.

VI. Hayvan Bulunduranın Kusursuz Sorumluluğu

Hayvan bulunduranın sorumluluğu bakımından önemli olan husus, hayvan üzerindeki hukuki mülkiyet değil; fiilî hâkimiyet, bakım ve yönetim ilişkisidir. Nitekim TBK m. 67 kapsamında sorumluluk, hayvan üzerinde fiilen denetim ve gözetim yetkisini elinde bulunduran kişiye yüklenmektedir. Bu sebeple yalnızca malik değil; hayvanı geçici olarak gözetiminde bulunduran, bakımını üstlenen veya fiilî egemenliği kullanan kişiler de somut olayın özelliklerine göre “hayvan bulunduran” sıfatıyla sorumlu tutulabilecektir. Öğretide de baskın olarak kabul edildiği üzere, burada belirleyici olan unsur hak sahipliği değil, hayvanın davranışlarını yönlendirme ve kontrol etme imkânıdır.

MADDE 67- Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Hayvan bulunduran, bu zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse sorumlu olmaz. Hayvan, bir başkası veya bir başkasına ait hayvan tarafından ürkütülmüş olursa, hayvanı bulunduranın, bu kişilere rücu hakkı saklıdır.

Öte yandan, hayvan bulunduranın sorumluluğu bir kusursuz sorumluluk hali olup, zarar görenin ayrıca kusur ispat etmesi aranmaz. Kanun koyucu, hayvanın doğası gereği kontrol edilmesinin belirli riskler taşıdığını kabul ederek, hayvanı fiilen elinde bulunduran kişiye objektif özen yükümlülüğü yüklemiştir. Bu kapsamda hayvan bulunduran kişi, hayvanın üçüncü kişilere zarar vermemesi için somut olayın şartlarına göre gerekli tüm dikkat ve tedbirleri aldığını ispat etmediği sürece meydana gelen zarardan sorumlu olacaktır.

Ayrıca sorumluluğun doğabilmesi için zararın, hayvanın içgüdüsel ve bağımsız davranışından kaynaklanması gerekir. Hayvanın yönlendirilmesi, bilerek tahrik edilmesi veya üçüncü kişiye zarar verecek şekilde kullanılması hâlinde ise genel haksız fiil hükümleri gündeme gelecektir. Bununla birlikte, hayvanın ani hareketleri nedeniyle kişilerin korkup kaçarken zarar görmesi gibi dolaylı zararlar bakımından da uygun illiyet bağı bulunduğu ölçüde hayvan bulunduranın sorumluluğu kabul edilmektedir.

TBK m. 68 hükmü uyarınca ise, bir hayvanın başkasına ait taşınmaz üzerinde zarar vermesi hâlinde taşınmaz zilyedine belirli koruma yetkileri tanınmıştır. Bu kapsamda taşınmaz zilyedi, zarara neden olan hayvanı yakalayabilmekte, zarar giderilinceye kadar alıkoyabilmekte; durumun gerekli kıldığı hâllerde ise hayvanı etkisiz hâle getirebilmektedir. Ancak bu yetkinin kullanılması hâlinde hayvan sahibine derhâl bilgi verilmesi ve sahibin bilinmemesi durumunda gerekli bildirimlerin yapılması da kanuni bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir.

MADDE 68- Bir kişinin hayvanı, başkasının taşınmazı üzerinde bir zarar verdiği takdirde, taşınmazın zilyedi, o hayvanı yakalayabilir, zararı giderilinceye kadar alıkoyabilir; hatta durum ve koşullar haklı gösteriyorsa hayvanı diğer yollarla etkisiz hâle getirebilir. Bu durumda, taşınmazın zilyedi derhâl hayvan sahibine bilgi vermek ve sahibini bilmiyorsa, onun bulunması için gerekli girişimleri yapmak zorundadır.

VII. Çocukların Kontrolündeki Hayvanlardan Doğan Sorumluluk

Uygulamada sık rastlanan bir diğer durum, evcil hayvanın küçük yaştaki çocuk tarafından gezdirilmesi sırasında meydana gelen zararlardır.

Bu halde TMK m. 369 kapsamında “ev başkanının sorumluluğu” gündeme gelebilir. Anne ve baba, gerekli gözetim ve denetim yükümlülüğünü yerine getirmediklerini ispat edemedikleri sürece ortaya çıkan zarardan sorumlu tutulabilir.

Madde 369- Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün, kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.

Özellikle büyük ve kontrol edilmesi güç hayvanların küçük çocuklara teslim edilmesi, hukuki sorumluluk bakımından risk oluşturmaktadır.

Sonuç

Kat mülkiyeti hukukunda evcil hayvan bulundurulması kural olarak yasak değildir. Ancak bu hak, diğer kat maliklerinin huzurunu, güvenliğini ve ortak yaşam düzenini ihlal etmeyecek şekilde kullanılmalıdır.

Uyuşmazlıkların çözümünde; Kat Mülkiyeti Kanunu (“KMK”), Türk Medeni Kanunu (“TMK”), Türk Borçlar Kanunu (“TBK”) hükümlerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Özellikle uygulamada her olayın somut şartları farklı olduğundan, yalnızca soyut şikayetlere değil; gerçek bir rahatsızlık, zarar veya taşkın kullanım bulunup bulunmadığına odaklanılması gerekir.

Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi ve danışmanlık hizmeti almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yararlanılan Kaynaklar: Türker, G. (2025). KAT MÜLKİYETİ HUKUKU ÇERÇEVESİNDE EVCİL HAYVAN BULUNDURMA VE EVCİL HAYVANIN İÇGÜDÜSEL DAVRANIŞINDAN DOĞAN SORUMLULUK. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi64, 467-496.

İlginizi Çekebilecek Yazılarımız:

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir