Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 26 gereği hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Usul hukukunda bu ilkeye taleple bağlılık ilkesi denir. Bu ilkeyle davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü talep, yargılamanın çerçevesini çizerken, hâkimin de karar yetkisini bu sınırlar içinde kullanması zorunlu kılınır. Ancak uygulamada, dava açılırken talebin tam ve kesin olarak belirlenmesi her zaman mümkün olmayabilir. Bu noktada davacının başvurabileceği kısmi ve belirsiz alacak davaları hak kayıplarının yaşanmaması noktasında büyük önem taşımaktadır. (Ayrıntılı bilgi için Dava çeşitleri yazımıza tıklayınız.) Bu yazımızda talep artırım yolu Yargıtay kararları ışığında incelenecektir.
TALEP ARTIRIM NEDİR
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. Maddesinde belirsiz alacak davası düzenlenmiştir.
HMK m.107- Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.
(Değişik:22/7/2020-7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.
Kanun metninden açıkça anlaşıldığı üzere talep artırım yolu belirsiz alacak davalarında dava konusu alacak miktar ya da değerinin belirlendiği takdirde kullanılan bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu sayede görülmekte olan bir davada davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir.
Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107.maddesine dayalı olarak bir kez alacağını artırabilir. Ayrıca davasını HMK 176. ve devamı maddelerine göre bir kez de ıslah edebilir.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/1017 E. – 2019 / 9303 K. Sayılı İlamı)
AYNI DAVADA İKİ KEZ TALEP ARTIRIM YAPILABİLİR Mİ?
Yargıtay 9.HD, 27/09/2022 T., 2022/10777 E. , 2022/10522 K. Sayılı İlamı
“Dairemiz uygulamasına göre belirsiz alacak davası olarak açılan ve bu dava türünde olduğu kabul edilerek yargılamanın yürütüldüğü davalarda, davacının ikinci kez bedel artırım talebinde bulunmasına hukuken bir engel bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar ve davacının talep artırımı mahiyetinde verdiği dilekçe içerikleri birlikte gözetildiğinde Dairemizin anılan bozma kararı usul ve kanuna uygun olduğundan dosyanın temyiz incelemesi için Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.”
BOZMA KARARI SONRASI TALEP ARTIRIMI YAPILABİLİR Mİ?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2023/186 E. , 2023/240 K. Sayılı İlamı
“…Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde, davasının belirsiz alacak davası olduğunu ve 6100 sayılı Kanun’un 107 nci maddesine dayandığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı olmak üzere şimdilik her biri 2.000,00 TL üzerinden toplam 4.000,00 TL ücret farkı ve ilave tediye alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Mahkemece Özel Dairenin 25.11.2015 tarihli birinci bozma kararına uyulduktan sonra yapılan yargılama sırasında sunulan 05.05.2016 tarihli talep artırım dilekçesi ile de dava konusu alacağın belirlenebilir hâle geldiğini belirterek tamamlama harcı yatırmak suretiyle ilave tediye alacağı miktarını artırmış olup, Mahkemece bu tutarın hüküm altına alınmasını istemiştir.
32. Bu noktada belirtmek gerekir ki belirsiz alacak davasında dava konusu alacağın tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı taraf iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın dava dilekçesinde belirttiği miktarı artırabileceğinden bozma kararı sonrasında da artırım dilekçesi vererek tamamlama harcı yatırılmak suretiyle talebini artırılabilmesi mümkündür. Zira bunu engelleyen yasal bir düzenleme bulunmamaktadır.
33. O hâlde, Mahkemece birinci bozma kararına uyularak yapılan yargılamada davacı vekili tarafından sunulan 05.05.2016 tarihli talep artırım dilekçesine değer verilerek hüküm kurulması yerindedir.
34. Hâl böyle olunca direnme kararı usul ve yasaya uygundur.
35. Ne var ki, bozma nedenine göre alacağın miktarına ilişkin temyiz incelemesi yapılmadığından dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
36. Diğer taraftan, dava tarihi 19.06.2014 olduğu hâlde direnme kararının başlık kısmında 02.11.2015 olarak hatalı yazılmış ise de bu yanlışlık mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğundan ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır...”
DAVA TÜRÜ TALEP ARTIRIM DİLEKÇESİYLE DEĞİŞTİRİLEBİLİR Mİ?
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/28968 E. , 2020/5410 K. Sayılı İlamı
“…Taraflar arasında davanın belirsiz alacak davası mı, kısmi dava mı olduğu noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Davacı vekili dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğunu belirterek 5.005,31 TL kıdem tazminatı, 1.200,50 TL ihbar tazminatı, 1.700,00 TL yıllık izin ücreti, 20,00 TL fazla çalışma ücreti, 100,00 TL resmi tatil çalışma ücreti ile 100,00 TL asgari geçim indirimi alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bilirkişi raporunun sunulmasından sonra ise talep artırım dilekçesi sunarak 1.708,00 TL yıllık izin ücreti ile 1.255,00 TL ihbar tazminatı alacağının hüküm altına alınmasını istemiştir. Mahkemece, dava belirsiz alacak davası olarak nitelenmek suretiyle hükmedilen alacaklara dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiş ise de; dava dilekçesinde davanın “belirsiz alacak davası” olduğuna yönelik herhangi bir ifade yer almamaktadır. Davanın kısmi dava olduğu açık olup, davanın türünün artırım dilekçesi ile değiştirilmesi de olanaklı değildir. Hal böyle olunca, (kıdem tazminatı dışında) hükmedilen alacaklara dava tarihinden itibaren faiz uygulanması bir başka isabetsiz yöndür. Davanın kısmi dava olarak kabulü ile bu dava türüne uygun şekilde yargılama yapılarak hüküm kurulması gerekirken, mahkemece hatalı hukuki değerlendirme yapılarak belirsiz alacak davası şeklinde sonuçlandırılması yerinde değildir. Temyiz edilen kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir...”
Ayrıntılı bilgi ve danışmanlık hizmeti için bize buradan ulaşabilirsiniz.
İlginizi Çekebilecek Yazılarımız
