feragat-geri-alma

Davanın geri alınması ve davadan feragat, medeni usul hukukunda tarafların tasarruf yetkisinin en önemli görünümlerindendir. Her iki kurum da davacının, açmış olduğu dava üzerindeki iradesini belirli koşullar altında kullanarak yargılamanın seyrini veya sonucunu etkilemesine imkân tanır.

Bu iki kurum, benzer şekilde davanın sona ermesine yol açsa da, hukuki nitelikleri, sonuçları ve taraflar bakımından doğurduğu etkiler açısından önemli farklılıklar taşır. Bu nedenle, davanın geri alınması ile davadan feragat arasındaki ayrımın doğru şekilde ortaya konulması, hem uygulamada hem de doktrinde büyük önem arz etmektedir.

Bu yazımızda davaya son veren taraf usul işlemlerinden olan davadan feragat ve davanın geri alınması kurumları Yargıtay kararları ışığında karşılaştırılmalı olarak incelenecektir.

DAVADAN FERAGAT NEDİR?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 307 gereği feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Yalnızca davacı tarafından gerçekleştirilebilen usul işlemlerinden olan feragat sonucunda davacı, talep sonucundan onu bir daha dava etmemek üzere vazgeçer.

Esasen bütün davalar feragat edilebilir niteliktedir. Fakat uygulamada bazı davalar için feragat edilemeyeceği yönünde görüşler kabul edilmektedir. Bu davalara örnek hizmet tespiti davalarıdır. Yargıtay uygulamasına göre sosyal güvenlik hakkının vazgeçilmezliği nedeniyle bu davadan feragat mümkün değildir.

Yargıtay 10.HD 2023/3878E. – 2023/6849K. Sayılı İlamı

“Sosyal güvenlik hakkından Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesi kapsamında feragat olanaksızdır ve açılan sigortalılığın ve sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davadan da vazgeçilemez. Davacı ancak, anılan Kanunun 123. maddesinde düzenlenen hakkını kullanabilir ve ileride yeniden dava açabilme hakkını saklı tutarak, davalının rızası ile davanın takibinden vazgeçebilir veya Kanunun 150. maddesi hükmü gereğince davayı takip etmeyerek yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılması ve giderek davanın açılmamış sayılması sonucunu elde edebilir.”

FERAGATİN ŞEKLİ VE SÜRESİ

Feragat tek taraflı irade beyanı olup herhangi bir şekle ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın yapılabilir. Davacı feragati ister dilekçeyle yazılı olarak, isterse de duruşma esnasında imzalı olarak zapta geçirilmek üzere yazılı olarak yapabilecektir. İmza yer almayan feragat geçerli olmayacaktır. Kısmi feragat halinde de feragat edilen kesimin açıkça gösterilmesi gerekmektedir.

Feragat hakimin onayına bağlı değildir. Avukatın müvekkili adına feragat edebilmesi için vekaletnamesinde buna ilişkin açık bir yetkisi bulunması gerekmektedir.

Feragatin yapılabileceği süreye ilişkin olarak hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilecektir. Bunun dışında bir sınırlama bulunmamaktadır. Davacı, kanun yolları aşamasında da davasından feragat edebilecektir. Burada tek istisna iflas davasıdır. İflas davasından yalnızca ilk derece mahkemesi aşamasında feragat edilebilir. Çünkü ilk derece mahkemesi kararıyla iflas açılmış olur ve açılmış bir iflas için ancak iflasın kaldırılması yolu mümkün olabilecektir.

FERAGATİN SONUÇLARI

Feragat hukuki olarak kesin hüküm gibi sonuç doğurur. Böylece feragat nedeniyle sona eren bir dava yeniden açılamayacağı gibi, açıldığında da dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilir.

Feragat beyanında bulunan taraf, davada aleyhine karar verilmiş gibi yargılama giderlerine mahkum edilecektir. Kısmi feragat halinde yargılama giderleri buna göre göre hesaplanır.

Feragat sonucunda mahkeme esas hakkında karar vermediğinden kanun yollarına da ancak usule ilişkin aykırılıklar sebebiyle başvurulabilecektir. Ancak feragatin kanun yolu incelemesi sırasında bozulması mümkün değildir. Feragat işlemi irade bozukluğu sebebiyle sakat ise davada nihai karar verilmemişse aynı dava içerisinde ve verilmiş bir karar varsa da ayrı bir dava açmak suretiyle ileri sürülebilir.

FERAGAT VE GERİ ALMANIN FARKLARI

Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 123 gereği davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. Bu takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Her ikisi de davaya son veren taraf işlemlerinde olan davadan feragat ve davanın geri alınması kurumları hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilmektedir.

Geri alınmanın feragatten iki önemli farkı bulunmaktadır. Bunlardan ilki feragatin karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın ileri sürülebilmesiyken geri almanın karşı tarafın kabulü ile gerçekleştirilebilmesidir.

Bu farklılığın temel sebebi davadan feragat sonunda davanın yeniden açılması imkanının bulunmaması ve davanın geri alınması sonucunda ise davanın yeniden açılabilmesidir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2023/2079 E. , 2023/2747 K. Sayılı İlamı

“…Dosyanın incelenmesinde, davacı asilin 21.05.2021 tarihli dilekçesinde açıkça davadan feragat beyanında bulunmayarak “davadan vazgeçiyorum, taraflara durumun tebliğini talep ederim” şeklinde talepte bulunduğu, ve dilekçesinin davacı vekilinin 08.06.2021 tarihinde vermiş olduğu dilekçe doğrultusunda karşı tarafa tebliğ edildiği, mahkemece davadan vazgeçmeye ilişkin dilekçenin davadan feragat olarak nitelenerek davanın feragat nedeniyle reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Davacının beyanı feragat niteliğinde olmayıp 6100 sayılı Kanun’un 123 üncü maddesinde belirtilen şekilde davanın geri alınması niteliğindedir. O halde, karşı tarafın muvafakatı bulunması durumunda HMK’nın 123 üncü maddesi gereğince davanın geri alındığının kabulü ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken, geri alma beyanına yönelik davalı tarafın açık muvafakatı bulunmadan, davacı asilin 21.05.2021 tarihli dilekçesinin davadan feragat olarak nitelendirilmesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde değildir…”

Ayrıntılı bilgi ve danışmanlık hizmeti almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yararlanılan Kaynaklar: Ermenek, İ., 2022, Medeni Usul Hukuku, 5.Baskı, Yetkin Yayınları

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir