Kefalet


Kefalet sözleşmesi, Türk hukukunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesiyle kefil, borçlunun alacaklıya karşı olan borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlenir.
Kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için hem genel sözleşme şartlarının hem de Türk Borçlar Kanunu’nda öngörülen özel şekil ve geçerlilik şartlarının yerine getirilmesi gerekir. Özellikle TBK m. 583 ve m. 584 hükümleri, kefalet sözleşmesinin geçerliliği bakımından büyük önem taşımaktadır.

  1. Yazılı şekil şartı
    TBK m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır. Yazılı şekil, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartıdır. Bu nedenle yalnızca sözlü olarak verilen kefalet taahhüdü, kural olarak geçerli bir kefalet sözleşmesi meydana getirmez.
    Bununla birlikte, sözleşmenin yazılı olarak düzenlenmiş olması tek başına yeterli değildir. Kanunda belirtilen diğer unsurların da bulunması gerekir.
  2. Azami sorumluluk tutarının belirtilmesi
    Kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kefalet sözleşmesinde gösterilmelidir. Bu tutar, kefilin kefalet ilişkisi kapsamında üstlenebileceği sorumluluğun üst sınırını ifade eder.
    Kefalet sözleşmesinde azami sorumluluk tutarının belirtilmemesi, TBK m. 583 kapsamında geçerlilik sorunu doğurur. Kefilin sorumluluğunun kapsamı, yalnızca asıl borç miktarı üzerinden değil, kanuni şartlara uygun biçimde belirlenmiş kefalet limiti üzerinden de değerlendirilir.
  3. Kefalet tarihinin belirtilmesi
    Kefalet sözleşmesinde kefalet tarihi açıkça gösterilmelidir. TBK m. 583 gereğince kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi, kefilin kendi el yazısıyla yazılmalıdır.
    Bu nedenle kefalet belgesinde tarihin yalnızca bilgisayarla yazılmış olması yeterli değildir; kefilin tarih unsurunu kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir.
  4. Müteselsil kefalet kaydının kefilin el yazısıyla yazılması
    Kefaletin müteselsil olması hâlinde, kefilin müteselsil kefil sıfatıyla veya aynı anlama gelen bir ifadeyle sorumluluk üstlendiğini kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir.
    Örneğin, kefilin kendi el yazısıyla yazdığı “Müteselsil kefil olarak sorumluluğu kabul ediyorum.” ifadesi, bu şartın yerine getirilmesi bakımından önemlidir. Ancak somut olayda kullanılan ifadenin ve sözleşmenin bütününün değerlendirilmesi gerekir.
    Müteselsil kefalet kaydının kefilin el yazısıyla yazılmaması, kefaletin türü ve sözleşmenin geçerliliği bakımından önemli bir hukuki sorun oluşturur. TBK m. 583’teki şekil şartlarına uyulması zorunludur.
  5. Eşin yazılı rızasının alınması
    TBK m. 584 uyarınca, evli kişilerin kefil olması kural olarak diğer eşin yazılı rızasına bağlıdır. Bu rızanın kefalet sözleşmesi kurulmadan önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmiş olması gerekir.
    Dolayısıyla kefalet sözleşmesi imzalandıktan sonra alınan eş rızası, kural olarak kanunda aranan zaman şartını karşılamaz.

2-HACİZ MAHALLİNDE HACİZ TUTANAĞI İLE ALINAN KEFALETİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI:


İcra takibi sırasında haciz mahallinde üçüncü bir kişinin takip borçlusunun borcuna kefil olması, uygulamada icra kefaleti olarak adlandırılmaktadır. İcra kefaleti, İcra ve İflas Kanunu’nun 38. maddesi kapsamında değerlendirilir. Bu hüküm uyarınca icra dairesindeki kefaletler müteselsil kefalet niteliğinde olup ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabidir. Ancak icra kefaletinin bu sonucu doğurabilmesi için kanunda öngörülen geçerlilik şartlarına uygun şekilde düzenlenmesi gerekir.

2.1. Kefalet beyanının haciz tutanağına geçirilmesi ve imzalanması
Haciz mahallinde verilen kefalet beyanının haciz tutanağına açıkça geçirilmesi ve kefil tarafından imzalanması gerekir. Kefalet iradesinin tutanakta anlaşılır biçimde yer alması, kefilin hangi borç için ve hangi kapsamda sorumluluk üstlendiğinin belirlenebilmesi açısından önemlidir.
Bununla birlikte, haciz tutanağının kefil tarafından imzalanmış olması tek başına yeterli değildir. Kefaletin Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen şekil şartlarını da taşıması gerekir.

2.2. Kefaletin yazılı şekilde yapılması
TBK m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır. İcra kefaletinin haciz tutanağına geçirilmesi, yazılı şekil koşulunun karşılanmasına hizmet eder; ancak tutanağın içeriğinin de kanuni şartlara uygun olması zorunludur.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 25.01.2016 tarihli, 2015/26214 E. ve 2016/1956 K. sayılı kararında, haciz tutanağında kefalet taahhüdünü içeren bölümün kefilin kendi el yazısıyla yazılmamasını, kefaletin şekil şartlarına aykırılık kapsamında değerlendirmiştir.

2.3. Azami sorumluluk tutarının kefilin el yazısıyla yazılması
TBK m. 583’ün açık hükmü gereğince kefilin sorumlu olacağı azami miktar, kendi el yazısıyla belirtilmelidir.
Bu nedenle haciz tutanağında yalnızca toplam icra dosyası borcunun yazılması ve kefilin tutanağı imzalaması, bu şartın yerine getirildiği anlamına gelmez. Kefilin üstlendiği azami sorumluluk miktarını kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2016/26585 E. ve 2018/624 K. sayılı kararında da haciz tutanağında icra kefilinin sorumlu olacağı borç miktarının kendi el yazısıyla yazılmamış olması nedeniyle kefaletin TBK m. 583’teki şartlara uygun olmadığı kabul edilmiştir.

2.4. Kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla yazılması
Kefalet tarihi de kefilin kendi el yazısıyla belirtilmelidir. Haciz tutanağında tarihin icra memuru tarafından yazılmış olması veya yalnızca tutanağın düzenlenme tarihinin yer alması, kefilin el yazısıyla tarih belirtmesi şartını kendiliğinden karşılamaz.
Yargıtay kararlarında, kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla yazılmaması, icra kefaletinin ilamlı icraya dayanak yapılabilmesi bakımından önemli bir şekil eksikliği olarak değerlendirilmektedir.

2.5. Müteselsil kefalet iradesinin kefilin el yazısıyla belirtilmesi
İİK m. 38 kapsamında icra dairesindeki kefaletler müteselsil kefalet niteliğindedir. Bununla birlikte TBK m. 583 uyarınca kefilin, müteselsil kefil sıfatıyla veya aynı anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir.
Bu nedenle tutanakta matbu olarak yer alan “müteselsil kefil” ibaresinin bulunması ve kefilin yalnızca imza atması, kanunda aranan el yazısı koşulunun karşılandığını göstermeyebilir.

2.6. Eşin yazılı rızasının bulunması
TBK m. 584 uyarınca, kural olarak evli kişinin kefil olabilmesi için diğer eşin yazılı rızası gerekir. Bu rıza, sözleşme kurulmadan önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmelidir.
İcra kefaletinde de eş rızası şartı, kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere değerlendirilmelidir. Kefilin ticari işletme sahibi, şirket ortağı veya yöneticisi olması gibi durumlarda kanuni istisnaların uygulanıp uygulanmadığı ayrıca incelenmelidir.

2.7. Kefaletin belirli ve koşulsuz olması
İcra kefaletinde hangi borç için ve hangi miktarda sorumluluk üstlenildiğinin belirlenebilir olması gerekir. Kefaletin tamamına mı yoksa belirli bir bölüme mi ilişkin olduğu açıkça anlaşılmalıdır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.06.2012 tarihli, 2012/5546 E. ve 2012/21754 K. sayılı kararında, icra kefaletinde kefalet beyanının tutanağa geçirilmesi ve imzalanmasının yanında kefil olunan miktarın belirli olması ve kefaletin koşula bağlanmaması gerektiği belirtilmiştir. Ayrıca asıl borçlu hakkındaki takibin kesinleşmesi ve borç miktarının belirlenmesi gibi icra hukukuna ilişkin koşulların da gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

2.8. Şekil şartlarına aykırılığın hukuki sonucu
TBK m. 583 ve m. 584 hükümlerindeki koşullara uygun düzenlenmeyen bir icra kefaletinin, İİK m. 38 kapsamında ilamlı icraya dayanak yapılması mümkün olmayabilir.
Burada önemli bir ayrım bulunmaktadır: Yargıtay uygulamasında, icra mahkemesinde şikâyet yoluyla incelenen mesele her zaman kefalet sözleşmesinin genel hükümlere göre kesin olarak geçersizliğinin tespiti değildir. İcra kefaletinin ilamlı icraya dayanak oluşturup oluşturmadığı incelenir. Bu nedenle şekil eksikliği saptandığında, somut olayın koşullarına göre kefile gönderilen icra emrinin ve kefil sıfatıyla yapılan icra işlemlerinin iptali gündeme gelebilir. Kefaletin genel hükümler çerçevesinde geçersizliğinin tespiti ise ayrı bir yargılamayı gerektirebilir.

3-KİRA SÖZLEŞMESİNE KEFİLLİĞİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI:


Kira sözleşmesinde kiracının borçlarını güvence altına almak amacıyla üçüncü bir kişinin kefil olması, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 581 ve devamı maddeleri kapsamında düzenlenen kefalet sözleşmesine tabidir. Kefaletin geçerli olabilmesi için TBK m. 583’te öngörülen şekil şartlarının ve gerekli hâllerde TBK m. 584’te düzenlenen eş rızası koşulunun yerine getirilmesi gerekir.
Yargıtay uygulamasında da kira sözleşmesinde kefil sıfatıyla imza atılması tek başına yeterli görülmemekte; kefaletin kanunda öngörülen geçerlilik koşullarına uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği ayrıca incelenmektedir.

3.1. Kefaletin yazılı şekilde yapılması
TBK m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması geçerlilik şartıdır. Kira sözleşmesinde kefile ayrılmış bölümün bulunması ve bu bölümün kefil tarafından imzalanması gerekir. Ancak yazılı şekil şartının yerine getirilmesi, kefaletin geçerli sayılması için tek başına yeterli değildir.
Kefalet belgesinde kanunun aradığı diğer unsurların da bulunması zorunludur. Bu unsurlardan herhangi birinin eksikliği, somut olayın koşullarına göre kefaletin geçersizliği sonucunu doğurabilir.

3.2. Kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirtilmesi
TBK m. 583 gereğince kefilin sorumlu olacağı azami miktarın kefalet sözleşmesinde belirtilmesi ve bu miktarın kefilin kendi el yazısıyla yazılması gerekir.
Örneğin, kira sözleşmesinde kefilin yalnızca imzasının bulunması veya sorumluluk tutarının bilgisayar yazısıyla yazılmış olması yeterli değildir. Kefilin sorumlu olacağı azami miktarı kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 03.04.2019 tarihli, 2017/6846 E. ve 2019/2940 K. sayılı kararında, kefilin sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet iradesinin kefilin el yazısıyla belirtilmemesi nedeniyle kefaletin geçerli olmadığı kabul edilmiştir.

3.3. Kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla yazılması
Kefalet tarihi, TBK m. 583 uyarınca kefilin kendi el yazısıyla belirtilmesi gereken zorunlu unsurlardan biridir.
Kira sözleşmesinin düzenlenme tarihi ile kefalet tarihi aynı olsa bile, kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla belirtilmiş olması şarttır. Sözleşmenin yalnızca genel tarihinin yazılı olması, bu koşulu kendiliğinden karşılamaz.
Bu nedenle kira sözleşmesinin kefalet bölümünde tarih unsurunun nasıl düzenlendiği ayrıca incelenmelidir.

3.4. Müteselsil kefalet iradesinin kefilin el yazısıyla belirtilmesi
Kefilin müteselsil kefil olarak sorumluluk üstlenmesi hâlinde, bu sıfatı veya aynı anlama gelen bir ifadeyi kendi el yazısıyla yazması gerekir.
Kira sözleşmesinde önceden basılmış “müteselsil kefil” ibaresinin bulunması ve kefilin bu ibarenin altına imza atması, kanunun aradığı el yazısı şartını tek başına karşılamaz.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 11.02.2019 tarihli, 2017/5234 E. ve 2019/938 K. sayılı kararında da azami sorumluluk tutarı, kefalet tarihi ve müteselsil kefalet iradesinin kefilin el yazısıyla belirtilmemesi nedeniyle geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

3.5. Kefilin eşinin yazılı rızasının alınması
TBK m. 584 uyarınca, kanundaki istisnalar dışında evli bir kişinin kefil olması, diğer eşin yazılı rızasına bağlıdır. Bu rızanın kefalet sözleşmesi kurulmadan önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmiş olması gerekir.
Kira sözleşmesine kefil olan kişinin evli olması durumunda, eş rızasının bulunup bulunmadığı ve varsa rızanın zamanı incelenmelidir. Kanunda belirtilen istisnaların uygulanması hâlinde ise eş rızası aranmayabilir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 31.05.2017 tarihli, 2017/3435 E. ve 2017/8011 K. sayılı kararında, kira sözleşmesine ilişkin kefaletin şekil şartları değerlendirilirken eş rızası hususunun da dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir.

3.6. Kefaletin kapsamının ve süresinin belirlenmesi
Kira sözleşmesinde kefilin hangi borçlardan, hangi miktara kadar ve hangi süre boyunca sorumlu olduğunun belirlenebilir olması önemlidir. Özellikle kira bedelleri, yan giderler, sözleşmenin uzaması ve yeni kira dönemleri bakımından kefaletin kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
Kira sözleşmesinin uzaması, kefilin sorumluluğunun her durumda ve sınırsız biçimde devam ettiği anlamına gelmez. Kefaletin uzayan dönemleri kapsayıp kapsamadığı, kefaletin süresi ve azami tutarı ile TBK m. 583 ve kira ilişkisine dair ilgili hükümler çerçevesinde incelenmelidir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 21.01.2025 tarihli, 2024/6698 E. ve 2025/379 K. sayılı kararında, kira süresinin uzaması hâlinde kefilin sorumluluğunun devam edip etmediğinin ve kefaletin süre ve miktar bakımından yeterince belirlenip belirlenmediğinin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

3.7. Kefalet sözleşmesinin geçersizliğinin hukuki sonuçları
TBK m. 583 ve m. 584 hükümlerindeki geçerlilik şartlarına uyulmaması hâlinde kefalet sözleşmesi geçersiz olabilir. Böyle bir durumda, yalnızca kira sözleşmesinde kefil sıfatıyla imza bulunması, kefilin kiracının borçlarından sorumlu tutulması için yeterli değildir.
Geçersiz kefalete dayanılarak kefil hakkında icra takibi başlatılmışsa, somut olayın koşullarına göre borca itiraz, itirazın kaldırılması veya iptali yargılaması ya da menfi tespit davası gündeme gelebilir. İzlenecek yol, takibin türüne, aşamasına ve mevcut belgelere göre belirlenmelidir.

4-KREDİ SÖZLEŞMELERİNE KEFİLLİĞİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI:


Kredi sözleşmelerinde kefalet, kredi borçlusunun bankaya veya diğer kredi kuruluşuna karşı üstlendiği borçların güvence altına alınması amacıyla üçüncü bir kişinin kişisel sorumluluk üstlenmesini ifade eder.

Kefalet sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 581 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kredi sözleşmelerinde kefaletin geçerliliği bakımından genel kefalet hükümlerinin yanı sıra, kefilin gerçek kişi veya tüzel kişi olması, kredi ilişkisinin niteliği ve kefaletin kapsamı gibi hususlar da önem taşımaktadır.

4.1. Kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması

TBK m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalı ve kanunda belirtilen zorunlu unsurları içermelidir. Bankalar tarafından kullanılan kredi sözleşmelerinde kefile ilişkin hükümlerin sözleşmeye eklenmiş olması, tek başına kefaletin geçerli olduğu anlamına gelmez. Kefaletin kanuni şekil şartlarına uygun biçimde kurulması gerekir.

Bu kapsamda kefalet beyanının yazılı olarak düzenlenmesi, kefilin iradesinin açıkça ortaya konulması ve kanunda belirtilen el yazısı koşullarının yerine getirilmesi zorunludur. Bu şartlara uyulmaması, kefaletin geçersizliği sonucunu doğurabilir.

4.2. Kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirtilmesi

TBK m. 583 gereğince kefilin sorumlu olacağı azami miktarın sözleşmede belirtilmesi ve bu miktarın kefilin kendi el yazısıyla yazılması gerekir. Kefilin sorumluluğunun üst sınırı, kefaletin geçerliliği bakımından temel unsurlardan biridir.

Kredi sözleşmelerinde asıl borç, faiz, temerrüt faizi, komisyon ve diğer masraflar gibi farklı borç kalemleri bulunabilir. Kefilin hangi tutara kadar sorumlu olduğunun belirlenmesi, bu kalemlerin kefalet kapsamına girip girmediğinin tespiti açısından önemlidir.

Kredi sözleşmesinde bankanın belirlediği kredi limiti veya borç tutarının bilgisayar yazısıyla gösterilmiş olması, kefilin azami sorumluluk tutarını kendi el yazısıyla belirtmesi gerekliliğini ortadan kaldırmaz.

4.3. Kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla yazılması

TBK m. 583 uyarınca kefalet tarihi de kefilin kendi el yazısıyla belirtilmelidir. Kredi sözleşmesinin üzerinde yer alan genel düzenleme tarihi veya banka tarafından yazılmış tarih, bu şartı kendiliğinden karşılamaz.

Bu nedenle kredi sözleşmesinin kefalet bölümünde kefalet tarihinin kefilin el yazısıyla yazılıp yazılmadığı ayrıca incelenmelidir. Kefalet tarihinin belirtilmemesi veya bu unsurun kanuna uygun şekilde düzenlenmemesi, kefaletin geçerliliğini etkileyebilir.

4.4. Müteselsil kefalet iradesinin kefilin el yazısıyla belirtilmesi

Kredi sözleşmelerinde sıklıkla müteselsil kefalet yoluna başvurulmaktadır. Müteselsil kefalette alacaklı, kanuni koşullar çerçevesinde asıl borçluya başvurmadan veya onun hakkında bütün takip yollarını tüketmeden kefilden ödeme talep edebilir.

Ancak TBK m. 583 gereğince kefilin müteselsil kefil sıfatıyla veya aynı anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir. Banka tarafından önceden hazırlanmış sözleşmede müteselsil kefalet ibaresinin bulunması ve kefilin yalnızca imza atması, bu şekil koşulunun yerine getirildiği anlamına gelmez.

Kefaletin adi kefalet mi yoksa müteselsil kefalet mi olduğu, alacaklının kefile ne zaman ve hangi koşullarda başvurabileceği bakımından doğrudan önem taşır.

4.5. Kefilin eşinin yazılı rızasının alınması

TBK m. 584 uyarınca, kural olarak evli bir kişinin kefil olması diğer eşin yazılı rızasına bağlıdır. Bu rızanın kefalet sözleşmesi kurulmadan önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmesi gerekir.

Bununla birlikte kanunda bazı istisnalar bulunmaktadır. Özellikle ticaret şirketlerinin ortakları veya yöneticileri tarafından şirketle ilgili verilen kefaletler ile ticari işletme sahiplerinin işletmeleriyle ilgili kefaletleri bakımından kanuni koşulların gerçekleşmesi hâlinde eş rızası aranmayabilir.

Bu nedenle kredi sözleşmesinde kefilin evli olması durumunda eş rızasının bulunup bulunmadığı araştırılmalı; kefaletin ticari faaliyet kapsamında verilmesi hâlinde ise TBK m. 584’teki istisnaların uygulanabilirliği ayrıca değerlendirilmelidir.

4.6. Asıl kredi borcunun ve kefalet kapsamının belirlenmesi

TBK m. 582 uyarınca kefalet, kural olarak mevcut ve geçerli bir borç için verilebilir. Bununla birlikte gelecekte doğacak veya koşula bağlı borçlar için de kefalet sözleşmesi kurulması mümkündür.

Kredi sözleşmelerinde kefaletin belirli bir krediye, kredi hesabına veya kredi limitine ilişkin olup olmadığı önem taşır. Özellikle genel kredi sözleşmelerinde kefaletin mevcut borçları mı, gelecekte kullandırılacak kredileri mi, yoksa yenilenen kredi ilişkilerini de mi kapsadığı sözleşme hükümleri çerçevesinde belirlenmelidir.

Kredi limitinin artırılması, yeni bir kredi sözleşmesi yapılması veya mevcut borcun yeniden yapılandırılması gibi durumlarda kefilin sorumluluğunun kapsamı ayrıca incelenmelidir. Kefilin sorumluluğunu artıran değişikliklerin, TBK m. 583’te öngörülen şekil koşullarına uygun olması gerekir.

4.7. Kefilin fiil ehliyeti

Kefalet sözleşmesinin geçerli şekilde kurulabilmesi için kefilin sözleşme yapma ehliyetine sahip olması gerekir. Bu husus Türk Medeni Kanunu’nun fiil ehliyetine ilişkin hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Kefilin gerçek kişi olması hâlinde ayırt etme gücü, erginlik ve kısıtlılık durumu önem taşır. Kefaletin bir şirket veya başka bir tüzel kişi tarafından verilmesi durumunda ise tüzel kişinin temsil ve ilzam kuralları, yetkili organ kararları ve imza yetkileri ayrıca incelenmelidir.

4.8. Ticari kredi sözleşmelerinde kefalet

Ticari kredi sözleşmelerinde kefaletin geçerliliği değerlendirilirken kredi ilişkisinin ticari niteliği, kefilin sıfatı ve eş rızasına ilişkin kanuni istisnalar önem taşır.

TBK m. 584’te belirtilen koşulların gerçekleşmesi hâlinde ticari işletme sahipleri ile ticaret şirketlerinin ortakları veya yöneticileri tarafından işletme ya da şirketle ilgili verilen kefaletlerde eş rızası aranmayabilir. Ancak bu istisnalar her ticari kredi kefaletine kendiliğinden uygulanmaz; kefaletin kim tarafından, hangi amaçla ve hangi hukuki ilişki kapsamında verildiği somut olarak belirlenmelidir.

Ayrıca kefaletin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan tüm borçları kapsadığı ileri sürülüyorsa sözleşmedeki kapsam hükümleri, azami sorumluluk limiti ve sonradan yapılan değişiklikler birlikte değerlendirilmelidir.

4.9. Kefaletin geçersizliğinin hukuki sonuçları

Kredi sözleşmesine ilişkin kefaletin TBK m. 583 veya m. 584 hükümlerinde düzenlenen zorunlu şartlara aykırı olarak kurulması hâlinde, kefaletin geçersizliği gündeme gelebilir. Bu durumda kefilin yalnızca kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla imzasının bulunması, sorumlu tutulması için yeterli değildir.

Kefaletin geçersiz olduğu iddiası, somut olayın koşullarına göre icra takibinde ileri sürülebilir veya menfi tespit davasına konu edilebilir. Takip kesinleşmişse, başvurulabilecek hukuki yolların belirlenmesinde takip türü, tebligatlar, süreler ve mevcut belgeler dikkate alınmalıdır.

Kefaletin geçersiz olması, asıl kredi borçlusunun bankaya karşı borcunu ortadan kaldırmaz. Geçersizlik, kural olarak kefilin sorumluluğu bakımından sonuç doğurur.

5-KIYMETLİ EVRAKLARA KEFİLLİĞİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI:


Kıymetli evraklara ilişkin kefalet, özellikle bono, poliçe ve çek gibi kambiyo senetlerinden doğan borçların güvence altına alınması bakımından önem taşımaktadır. Ancak kıymetli evrak hukukunda kefalet, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen adi kefaletten farklı olarak, Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen aval kurumu çerçevesinde de ortaya çıkabilir.

Aval, kambiyo senedinden doğan borcun ödenmesini güvence altına alan ve senet hukukuna özgü bağımsız nitelikte bir teminat taahhüdüdür. Bu nedenle kıymetli evrak üzerinde kefil sıfatıyla imza atan kişinin sorumluluğu değerlendirilirken, işlemin adi kefalet mi yoksa aval mi olduğu öncelikle belirlenmelidir.

5.1. Aval ile kefalet arasındaki fark

Türk Borçlar Kanunu’nun 581 ve devamı maddelerinde düzenlenen kefalet sözleşmesi ile Türk Ticaret Kanunu’nun 700 ve devamı maddelerinde düzenlenen aval, hukuki nitelikleri ve geçerlilik şartları bakımından birbirinden ayrılır.

Adi kefalette kefilin sorumluluğu, kefalet sözleşmesinin geçerliliğine ve kefalet hükümlerine tabidir. Avalde ise aval veren, kambiyo senedinde imzası bulunan kişilerden birinin borcunun ödenmesini güvence altına alır ve kambiyo hukukuna özgü kurallar çerçevesinde sorumlu olur.

Bu ayrım, özellikle el yazısı şartları, eş rızası, sorumluluğun kapsamı ve senet borçlusunun savunmalarının aval verene karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği bakımından önemlidir.

5.2. Bonoda avalin geçerlilik şartları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 778. maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulanan TTK m. 700 ve devamı hükümleri uyarınca aval verilebilir.

TTK m. 701 gereğince aval, bono veya poliçe üzerine yazılır. Aval, “aval içindir” veya buna eşdeğer bir ifadeyle belirtilir ve aval veren tarafından imzalanır. Senedin ön yüzüne atılan imza, düzenleyenin veya muhatabın imzası dışında kaldığı takdirde, kanundaki koşullar çerçevesinde aval olarak değerlendirilebilir.

Avalin kimin için verildiği belirtilmemişse, kanunda öngörülen varsayımlar uygulanır. Bonoda avalin geçerliliği değerlendirilirken senet üzerindeki ibareler, imzanın yeri ve aval verilen kişinin kimliği birlikte incelenmelidir.

5.3. Çekte avalin geçerlilik şartları

Çek bakımından aval, TTK m. 794 ve devamı hükümleri çerçevesinde düzenlenmiştir. Çekte de kural olarak çek üzerindeki borçlardan birinin ödenmesi aval yoluyla güvence altına alınabilir.

TTK m. 818’in ilgili hükümleri aracılığıyla avale ilişkin poliçe hükümleri çeklere de uygulanır. Aval beyanının çek üzerine veya alonj üzerine yazılması ve aval veren tarafından imzalanması gerekir.

Çekte avalin hangi kişi lehine verildiğinin belirtilmesi, aval verenin kambiyo sorumluluğunun kapsamının belirlenmesi bakımından önem taşır.

5.4. Poliçede avalin geçerlilik şartları

Poliçede aval, TTK m. 700-702 hükümlerinde düzenlenmiştir. Aval, poliçe bedelinin tamamen veya kısmen ödenmesini güvence altına alabilir.

TTK m. 701 uyarınca aval beyanının poliçe veya alonj üzerine yazılması ve aval veren tarafından imzalanması gerekir. Aval verenin sorumluluğu, kimin lehine aval verdiğine ve kambiyo senedindeki borç ilişkisinin niteliğine göre belirlenir.

Aval veren kişi, lehine aval verdiği kişi gibi sorumlu olur. Avalin dayandığı borç, şekil dışındaki bir sebeple geçersiz olsa dahi aval taahhüdü, kanunda öngörülen istisna kapsamında geçerliliğini koruyabilir.

5.5. Aval verenin el yazısı ve imzası

Avalin geçerliliğinde temel unsur, kambiyo senedi üzerinde veya alonjda kanuna uygun bir aval beyanının bulunması ve aval verenin imzasıdır.

Adi kefalette TBK m. 583 uyarınca kefilin sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefalet iradesini kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir. Buna karşılık avalde aynı el yazısı şartları genel olarak aranmaz; kambiyo hukukunun avale ilişkin özel hükümleri uygulanır.

Bu nedenle bir bononun arka yüzünde yalnızca imza bulunması, somut olayın koşullarına göre aval olarak değerlendirilebilir. Ancak imzanın hangi sıfatla atıldığı, senedin ön veya arka yüzünde bulunması ve diğer imzalarla ilişkisi dikkatle incelenmelidir.

5.6. Eş rızası şartı

Adi kefalette TBK m. 584 uyarınca, kural olarak eşin yazılı rızası gerekir. Ancak kıymetli evrak üzerinde verilen aval, adi kefaletten farklı bir hukuki işlem niteliğindedir.

Avalin kambiyo senedine özgü bağımsız teminat taahhüdü olması nedeniyle eş rızası şartının aval bakımından uygulanıp uygulanmayacağı, işlemin gerçek hukuki niteliği ve ilgili kanun hükümleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

5.7. Aval verenin sorumluluğunun kapsamı

TTK m. 702 uyarınca aval veren, lehine aval verdiği kişi gibi sorumludur. Aval, senet bedelinin tamamı için verilebileceği gibi kısmi olarak da verilebilir.

Aval verenin sorumluluğu, kambiyo senedine ilişkin özel hükümlere tabidir. Bu nedenle senedin şekil şartları, vade, ciro zinciri, zamanaşımı, protesto ve başvuru hakları gibi hususlar somut olayda önem taşıyabilir.

Aval verenin sorumluluğu, adi kefaletteki tali sorumluluk anlayışıyla birebir aynı değildir. Aval, kambiyo hukukuna özgü bağımsız bir taahhüt olduğundan, asıl borç ilişkisindeki bazı geçersizlikler aval verenin sorumluluğunu kendiliğinden ortadan kaldırmayabilir.

Ayrıntılı bilgi ve danışmanlık hizmeti almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.

Yararlanılan Kaynaklar: Sarıhan, B. B. (2022). Kefalet Sözleşmesinde Şekil ve Eşin Rızası. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 30(1), 221-258.

İlginizi Çekebilecek Yazılarımız:

Benzer Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir