Ticari satış sözleşmelerinde satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun doğması ve alıcının ayıptan kaynaklanan seçimlik haklarını kullanabilmesi, belirli koşulların yerine getirilmesine bağlıdır. Bu koşulların başında, alıcının teslim aldığı malı işlerin olağan akışına uygun biçimde incelemesi ve tespit ettiği ayıpları kanunda öngörülen süreler içerisinde satıcıya bildirmesi gelmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23/1-c maddesi, ticari satışlarda ayıp ihbarı bakımından özel süreler öngörmüş; teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar için iki günlük, açıkça belli olmayan ayıplar için ise sekiz günlük muayene ve ihbar süresi kabul etmiştir. Bu süreler dışında kalan ve olağan bir incelemeyle ortaya çıkarılamayan gizli ayıplar bakımından ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223/2. maddesi uygulanmaktadır.
Ayıp ihbarı, alıcının ayıptan doğan haklarını koruması bakımından önemli bir hukuki yükümlülüktür. Ancak ihbarın süresinde yapılması kadar, içeriğinin yeterli olması, hangi yöntemle gerçekleştirildiği ve yapıldığının ispatlanması da önem taşımaktadır. Özellikle tacirler arasındaki ticari satışlarda TTK m. 18/3 ile ayıp ihbarının şekli arasındaki ilişkinin doğru değerlendirilmesi gerekmektedir.
Satış sözleşmesinde satıcının temel borcu, satılan malı kararlaştırılan niteliklere uygun şekilde alıcıya teslim etmektir. Satılan malın sözleşmede kararlaştırılan özellikleri taşımaması, kullanım amacına uygun olmaması veya değerini ve alıcının ondan beklediği faydayı azaltan eksiklikler içermesi halinde ayıba karşı tekeffül sorumluluğu gündeme gelir.
Satış sözleşmesinde ayıplı mal teslim edilmesi, alıcıya Türk Borçlar Kanunu’nun 227. maddesinde düzenlenen çeşitli seçimlik hakları kullanma imkanı tanır. Bununla birlikte alıcının bu haklardan yararlanabilmesi, özellikle ticari satışlarda malı inceleme ve ayıbı bildirme yükümlülüğüne uygun davranmasına bağlıdır.
Ticari satışların kendine özgü niteliği, tarafların ticari faaliyetlerinde sürat ve güven ilkelerinin önem taşıması, ayıp ihbarı bakımından özel düzenlemelerin kabul edilmesini gerekli kılmıştır. Bu doğrultuda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23/1-c maddesinde, malın teslim sırasında açıkça ayıplı olması ile ayıbın teslim sırasında açıkça belli olmaması halleri birbirinden ayrılmıştır.
Buna göre teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar iki gün içerisinde, açıkça belli olmayan ayıplar ise teslimden itibaren sekiz gün içerisinde incelenmeli ve ayıp tespit edilirse bu süre içerisinde satıcıya bildirilmelidir. Olağan bir incelemeyle ortaya çıkarılamayan ve ancak kullanım sırasında veya daha sonra anlaşılan gizli ayıplar bakımından ise TBK m. 223/2 hükmü uygulanır.
Ayıp ihbarı yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, alıcının satılanı ayıpla birlikte kabul etmiş sayılması ve ayıptan doğan haklarını kaybetmesi sonucunu doğurabilir. Bu nedenle ticari satışlarda ayıbın niteliğinin, ihbar süresinin başlangıcının ve bildirimin ispatının doğru belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.
I. TİCARİ SATIŞLARDA AYIP KAVRAMI VE HUKUKİ NİTELİĞİ
1. Ayıp kavramı
Ayıp, satılan malın sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması veya malın kullanım amacı bakımından değerini ya da alıcının ondan beklediği faydayı azaltan eksikliklerin bulunmasıdır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219. maddesi uyarınca satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmamasından sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıplardan da sorumludur.
Bu kapsamda ayıp yalnızca malın fiziksel yapısındaki bozukluklardan ibaret değildir. Satılanın hukuki durumuna, ekonomik niteliğine veya sözleşmeyle kararlaştırılan özelliklerine ilişkin eksiklikler de ayıp olarak değerlendirilebilir.
Örneğin;
- Satılan makinenin üretim hatası nedeniyle çalışmaması,
- Teslim edilen ürünün sözleşmede kararlaştırılan teknik özellikleri taşımaması,
- Satılan malın belirlenen miktardan eksik teslim edilmesi,
- Ürünün kullanım amacına uygun olmayan malzemeden üretilmesi,
- Teslim edilen ürünün kararlaştırılan kalite standardının altında olması,
somut olayın özelliklerine göre ayıp teşkil edebilir.
2. Ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun hukuki niteliği
Ayıba karşı tekeffül, satıcının satılan malın sözleşmeye ve kanuna uygun niteliklere sahip olmasını sağlama borcunun bir sonucudur.
Satıcının ayıptan sorumlu tutulabilmesi için kural olarak ayıbın satılanın teslim edildiği sırada mevcut olması gerekir. Teslimden sonra alıcının kullanımından, yanlış muhafazasından veya üçüncü kişilerin müdahalesinden kaynaklanan bozulmalar, satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunu kendiliğinden doğurmaz.
Ancak ayıbın teslim anında mevcut olup olmadığının tespiti her zaman kolay değildir. Özellikle teknik ürünlerde, makinelerde ve üretim sistemlerinde ayıbın kaynağının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi gerekebilir.
Bu nedenle ayıbın varlığı, niteliği, ortaya çıkış zamanı ve teslim anında mevcut olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
3. TTK m. 23 hükmünün uygulama alanı
TTK m. 23, ticari satış ve mal değişimi bakımından özel hükümler içermektedir. Bu hükmün uygulanabilmesi için uyuşmazlığın ticari satış niteliği taşıması gerekir.
Ticari işin belirlenmesinde TTK m. 19’da yer alan düzenleme dikkate alınmalıdır. Bir tacirin borçlarının ticari olması asıl olmakla birlikte, gerçek kişi tacir bakımından işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığına ilişkin istisna da göz önünde bulundurulmalıdır.
Ticari satışlarda TTK m. 23/1-c hükmü, ayıp nedeniyle muayene ve ihbar yükümlülüğüne ilişkin özel düzenleme niteliğindedir. Bu hükümde düzenlenmeyen hususlarda ise Türk Borçlar Kanunu’nun satış sözleşmesine ilişkin genel hükümleri uygulanır.
Tüketici işlemi niteliğindeki satışlarda ise tüketicinin korunmasına ilişkin özel mevzuat öncelikle dikkate alınmalıdır. Dolayısıyla her iki tarafın tacir olduğu veya taraflardan birinin tacir olduğu her satış işleminde doğrudan TTK m. 23 uygulanacağı sonucuna varılmamalı; işlemin hukuki niteliği ve tüketici işlemi olup olmadığı ayrıca incelenmelidir.
II. TTK’NIN 23/1-C MADDESİ KAPSAMINDA MUAYENE VE AYIP İHBARI
1. Kanuni düzenleme
TTK m. 23/1-c hükmüne göre:
“Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.”
Hükümden anlaşılacağı üzere kanun koyucu, ticari satışlarda ayıp ihbarını üç farklı durum üzerinden düzenlemiştir:
- Teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar.
- Teslim sırasında açıkça belli olmayan ancak olağan incelemeyle anlaşılabilecek ayıplar.
- Olağan incelemeyle ortaya çıkarılamayan ve sonradan anlaşılan gizli ayıplar.
Bu ayrım, uygulanacak ihbar süresinin belirlenmesi bakımından temel ölçüttür.
2. Teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar
Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı, durumu iki gün içerisinde satıcıya bildirmek zorundadır.
Açık ayıp, teslim anında yapılacak olağan bir gözlemle veya basit bir incelemeyle fark edilebilecek nitelikteki ayıplardır.
Örneğin;
- Ürünün kırık veya çatlak olması,
- Teslim edilen malın gözle görülür biçimde hasarlı bulunması,
- Ürünün renginin veya modelinin sözleşmede kararlaştırılandan farklı olması,
- Teslim edilen miktarın açıkça eksik olması,
- Ürünün dış yüzeyinde belirgin üretim kusurlarının bulunması,
somut olayın koşullarına göre açık ayıp olarak değerlendirilebilir.
Bu durumda alıcının malı teslim aldıktan sonra iki gün içerisinde ayıbı satıcıya bildirmesi gerekir.
İki günlük sürenin geçirilmesi halinde alıcı, kural olarak malı mevcut ayıbıyla kabul etmiş sayılır ve ayıptan doğan seçimlik haklarını kullanma imkanını kaybedebilir.
3. Açıkça belli olmayan ayıplar
TTK m. 23/1-c hükmünde düzenlenen ikinci ihtimal, teslim sırasında açıkça belli olmayan ancak malın teslim alınmasından sonra yapılacak olağan incelemeyle anlaşılabilecek ayıplardır.
Bu durumda alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle yükümlüdür.
İnceleme sonucunda ayıbın varlığı ortaya çıkarsa alıcı, durumu yine bu sekiz günlük süre içerisinde satıcıya bildirmelidir.
Örneğin bir makinenin dış görünüşünde herhangi bir sorun bulunmamasına rağmen, olağan çalışma ve kontrol işlemleri sırasında üretim hatasının anlaşılması halinde bu ayıp açıkça belli olmayan ayıp olarak değerlendirilebilir.
Burada önemli olan, ayıbın teslim sırasında gözle görülebilir olmaması ve olağan bir incelemeyle belirlenebilir nitelik taşımasıdır.
Sekiz günlük süre, malın teslim alınmasından itibaren işlemeye başlar. Alıcının incelemeyi geciktirmesi, kanuni sürenin kendiliğinden uzaması sonucunu doğurmaz.
4. Gizli ayıplar
Gizli ayıp, malın teslimi sırasında mevcut olmasına rağmen olağan bir gözden geçirmeyle tespit edilemeyen ve ancak kullanım sırasında, teknik inceleme sonucunda veya belirli bir süre geçtikten sonra ortaya çıkan ayıptır.
TTK m. 23/1-c’nin son cümlesi uyarınca bu tür ayıplar bakımından TBK m. 223/2 uygulanır.
TBK m. 223/2 hükmüne göre olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa alıcı, bu durumu hemen satıcıya bildirmelidir. Aksi halde satılanı bu ayıpla birlikte kabul etmiş sayılır.
Gizli ayıba örnek olarak;
- Makinenin belirli bir süre çalıştıktan sonra üretim hatası nedeniyle arızalanması,
- Elektronik cihazın iç devresinde teslim sırasında anlaşılamayan bir üretim kusurunun bulunması,
- Ürünün kullanım sırasında ortaya çıkan yapısal bozukluğu,
- İnşaat malzemesinin belirli bir süre sonra dayanıklılık bakımından yetersiz olduğunun anlaşılması,
gösterilebilir.
Gizli ayıpta ihbar süresi, ayıbın öğrenilmesinden itibaren derhal harekete geçilmesini gerektirir. Kanun bu hal için ayrıca iki veya sekiz günlük sabit bir süre öngörmemiştir.
Ancak “hemen bildirim” yükümlülüğü, ayıbın öğrenilmesinden sonra makul bir değerlendirme ve gerekli teknik tespitlerin yapılmasına imkan tanımayacak ölçüde katı yorumlanmamalıdır. Somut olayın özellikleri, ayıbın niteliği ve tespit için gereken süre birlikte değerlendirilmelidir.
III. AYIP İHBARININ ŞEKLİ VE İSPATI
1. Ayıp İhbarının şekle tabi olup olmadığı
Ticari satışlarda ayıp ihbarının şekli, uygulamada önemli tartışmalara neden olmaktadır.
TTK m. 18/3 hükmünde tacirler arasında diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemiyle yapılacağı düzenlenmiştir.
Ancak ayıp ihbarı ile temerrüt, fesih veya sözleşmeden dönme bildirimi aynı hukuki işlem değildir.
Ayıp ihbarının temel amacı, satıcıyı malda mevcut ayıptan haberdar etmektir. Bu nedenle ayıp ihbarının kural olarak belirli bir şekle bağlı olmadığı kabul edilmektedir. Ayıbı ve ilgili malı yeterince belirleyen, satıcıya bildirimin ulaştığını ortaya koyan her türlü iletişim yöntemi somut olayın özelliklerine göre ayıp ihbarı niteliği taşıyabilir.
Bu kapsamda e-posta, mesajlaşma uygulamaları, yazılı bildirimler ve taraflar arasındaki ticari yazışmalar ayıp ihbarının yapıldığını göstermede kullanılabilir.
Bununla birlikte ayıp ihbarının şekle tabi olmaması, bildirimin ispat edilmesi gerekliliğini ortadan kaldırmaz.
2. TTK m. 18/3 İle ayıp İhbarı arasındaki İlişki
TTK m. 18/3’te sayılan bildirim yöntemleri, tacirler arasındaki bazı hukuki bildirimler bakımından özel bir düzenleme getirmektedir. Ancak bu hükmün ayıp ihbarına doğrudan uygulanıp uygulanmayacağı, bildirimin hukuki niteliğine göre belirlenmelidir.
Ayıbın varlığını satıcıya bildirmek ile sözleşmeden dönme veya sözleşmeyi feshetme iradesini açıklamak birbirinden farklıdır.
Bu nedenle yalnızca ayıp ihbarı yapılması amacıyla gönderilen bildirimin şekle tabi olmadığı yönündeki yaklaşım ile ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme veya fesih iradesinin açıklanmasına ilişkin şekil kuralları birbirine karıştırılmamalıdır.
Özellikle uygulamada hak kaybı yaşanmaması için ayıp ihbarının noter ihtarnamesi veya KEP gibi ispat gücü yüksek yöntemlerle yapılması yerinde olacaktır.
3. Ayıp İhbarının İspatı
Ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat yükü kural olarak alıcıya aittir.
Alıcı, ayıbı hangi tarihte öğrendiğini, hangi mal veya ürün bakımından ihbarda bulunduğunu ve bildirimin satıcıya hangi tarihte yapıldığını ortaya koymalıdır.
Bu kapsamda;
- Noter ihtarnamesi,
- Kayıtlı elektronik posta kayıtları,
- E-posta yazışmaları,
- WhatsApp mesajları,
- Teslim ve iade tutanakları,
- Servis kayıtları,
- Teknik inceleme raporları,
- Delil tespiti dosyaları,
- Taraflar arasındaki ticari yazışmalar,
delil olarak değerlendirilebilir.
Ancak her mesajın veya yazışmanın kendiliğinden geçerli bir ayıp ihbarı sayılacağı söylenemez. Bildirimin hangi ürüne ilişkin olduğu, ayıbın niteliğinin açıklanıp açıklanmadığı ve satıcının ayıptan haberdar edilip edilmediği somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmelidir.
4. Delil tespiti raporunun ayıp İhbarı niteliği
Ayıbın teknik inceleme gerektirdiği durumlarda alıcı tarafından delil tespiti yaptırılması mümkündür.
Delil tespiti sonucunda düzenlenen raporun satıcıya tebliğ edilmesi, raporun içeriğine ve tebliğ tarihine göre ayıp ihbarı niteliğinde değerlendirilebilir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 09.10.2025 tarihli, 2022/1691 E. ve 2025/1576 K. sayılı kararında, ayıp ihbarının kural olarak şekle tabi olmadığı; ayıba ilişkin tespit ve değerlendirmeleri içeren delil tespit raporunun karşı tarafa tebliğinin de ayıp ihbarı olarak kabul edilebileceği belirtilmiştir.
Bu karar, özellikle teknik ayıpların bulunduğu ticari satış uyuşmazlıklarında önem taşımaktadır.
IV. AYIP İHBARININ SÜRESİ VE BAŞLANGICI
1. İki günlük sürenin başlangıcı
Açık ayıplarda iki günlük süre, malın teslimiyle birlikte işlemeye başlar.
Teslimin gerçekleştiği tarih, teslim tutanağı, sevk irsaliyesi, taşıma belgeleri ve diğer teslim kayıtlarıyla belirlenebilir.
Alıcının malı teslim alırken ayıbı fark etmiş olması halinde, ihbar yükümlülüğünü geciktirmeden yerine getirmesi gerekir.
2. Sekiz günlük sürenin başlangıcı
Açıkça belli olmayan ancak olağan incelemeyle ortaya çıkarılabilecek ayıplarda sekiz günlük süre, malın teslim alınmasından itibaren başlar.
Alıcı, bu süre içerisinde malı incelemeli veya incelettirmeli; ayıp tespit edildiği takdirde satıcıya bildirimde bulunmalıdır.
Alıcının malı incelemeyi ihmal etmesi veya teknik incelemeyi gereksiz şekilde geciktirmesi, kanuni süre bakımından kendisine ek bir imkan sağlamaz.
3. Gizli ayıpta sürenin başlangıcı
Gizli ayıplarda bildirim yükümlülüğü, ayıbın öğrenilmesiyle doğar.
Bu durumda alıcının ayıbı öğrendiği tarih, ihbarın zamanında yapılıp yapılmadığının belirlenmesinde önem taşır.
Örneğin bir makinenin tesliminden üç ay sonra üretim sırasında sürekli arıza vermeye başlaması ve yapılan teknik inceleme sonucunda arızanın teslim anında mevcut bir üretim kusurundan kaynaklandığının belirlenmesi halinde, ihbar süresi ayıbın öğrenilmesiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Alıcının ayıbı öğrendiği halde uzun süre sessiz kalması, TBK m. 223/2 kapsamında satılanı ayıpla birlikte kabul etmiş sayılması sonucunu doğurabilir.
4. İhbarın süresinde gönderilmesi ve satıcıya ulaşması
Ayıp ihbarının süresinde yapılması bakımından bildirimin gönderildiği ve satıcıya ulaştığı tarih arasında ayrım yapılması gerekebilir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.01.2024 tarihli, 2022/4135 E. ve 2024/534 K. sayılı kararında, TTK m. 23/1-c kapsamında öngörülen süre içerisinde yapılan ihbarın, bu süre içerisinde satıcıya ulaşmasının zorunlu olmadığı yönündeki değerlendirme benimsenmiştir.
Bununla birlikte bildirimin süresinde gönderildiğinin ispatlanması gerekir. Bu nedenle ihbarın son güne bırakılmaması ve gönderim tarihini ortaya koyan kayıtların muhafaza edilmesi önem taşır.
V. AYIP İHBARININ YAPILMAMASININ HUKUKİ SONUÇLARI
1. Malın ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılması
Alıcının kanuni süreler içerisinde muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde satılanı mevcut ayıbıyla kabul etmiş sayılması gündeme gelir.
Bu durumda alıcı, kural olarak ayıptan kaynaklanan seçimlik haklarını kullanamaz.
Ancak ayıbın niteliği, satıcının davranışları ve somut olayın özellikleri ayrıca değerlendirilmelidir.
2. Satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun etkilenmesi
Ayıp ihbarının süresinde yapılmaması, satıcının ayıptan sorumlu tutulmasını engelleyebilir.
Bu nedenle alıcı, ayıplı malın bedelinin iadesini, bedel indirimi veya ücretsiz onarım gibi taleplerini ileri sürerken ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiğini de ortaya koymalıdır.
Ayıp ihbarının yapılmadığı iddiası, satıcının savunmasında önemli bir yer tutar.
3. Ayıp İhbarının yapılmamasının zamanaşımına etkisi
Ayıp ihbarı süresi ile ayıptan doğan taleplerin zamanaşımı süresi birbirinden farklı hukuki kurumlardır.
TBK m. 231 uyarınca satıcı daha uzun bir süre için üstlenmiş olmadıkça, satılanın ayıbından doğan davalar satılanın devrinden başlayarak iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
Satıcının ayıplı malı devretmekte ağır kusurlu olması halinde zamanaşımı hükümlerine dayanması mümkün değildir.
Dolayısıyla iki günlük ve sekiz günlük ihbar sürelerinin geçirilmesi ile iki yıllık zamanaşımı süresinin dolması aynı hukuki sonucu doğurmaz. Alıcının hem ayıp ihbarı yükümlülüğüne hem de zamanaşımı süresine uygun davranması gerekir.
VI. AYIP NEDENİYLE ALICININ SEÇİMLİK HAKLARI
TBK m. 227, satıcının ayıba karşı tekeffül sorumluluğunun doğması halinde alıcıya çeşitli seçimlik haklar tanımaktadır.
Alıcı, satılanın ayıplı olması halinde aşağıdaki haklardan birini kullanabilir:
1. Sözleşmeden dönme
Alıcı, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönebilir.
Sözleşmeden dönme halinde taraflar, aldıklarını iade etmekle yükümlü olur. Alıcı ödediği bedelin iadesini talep edebilir.
Ancak dönme hakkının kullanılabilmesi için ayıbın niteliği ve sözleşmenin amacı dikkate alınmalıdır. Ayıbın önemsiz olması halinde sözleşmeden dönme hakkının kullanılması dürüstlük kuralına aykırı olabilir.
2. Satış bedelinden İndirim İsteme
Alıcı, satılanı elinde tutarak ayıp oranında satış bedelinden indirim yapılmasını talep edebilir.
Bu yöntemde sözleşme ilişkisi sona ermez. Ayıbın malın değerinde meydana getirdiği azalma dikkate alınarak bedel indirimi hesaplanır.
3. Ücretsiz onarım İsteme
Alıcı, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde satılanın ücretsiz onarılmasını isteyebilir.
Bu hak, özellikle makine, elektronik cihaz ve teknik ekipman satışlarında önem taşımaktadır.
4. Ayıpsız misliyle değiştirme
Alıcı, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteyebilir.
Bu hak, aynı türden ve özelliklerden başka ürünün temin edilebildiği satışlarda uygulanabilir.
5. Tazminat talebi
Alıcının TBK m. 227 kapsamında sahip olduğu seçimlik hakların yanında, şartları oluşmuşsa genel hükümlere göre tazminat talep etmesi de mümkündür.
Ancak tazminat talebinde satıcının sorumluluğunun koşulları, zarar ve illiyet bağı ayrıca ortaya konulmalıdır.
VII. AYIP İHBARINDA İSPAT YÜKÜ
1. Ayıp İhbarının İspat yükü
Ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ispat yükü kural olarak alıcıya aittir.
Alıcı, ayıbın hangi tarihte ortaya çıktığını, ne zaman öğrendiğini ve satıcıya hangi tarihte bildirdiğini somut delillerle ortaya koymalıdır.
Özellikle ticari satışlarda tarafların ticari defterleri, e-posta yazışmaları, servis kayıtları ve teknik inceleme raporları önem taşımaktadır.
2. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.01.2024 tarihli kararı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.01.2024 tarihli, 2022/4135 E. ve 2024/534 K. sayılı kararında ticari satışlarda ayıp ihbarının süresinde yapılması gerektiği, açık ayıplarda iki günlük, açıkça belli olmayan ayıplarda ise sekiz günlük sürenin uygulanacağı değerlendirilmiştir.
Kararda ayrıca, ayıbın gizli olması halinde TBK m. 223/2 uyarınca ayıp öğrenildiğinde derhal bildirim yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar, ayıp ihbarının zamanında yapılmasının alıcının seçimlik haklarını kullanabilmesi bakımından önemini göstermektedir.
VIII. UYGULAMADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Ticari satışlarda ayıp ihbarı yapılırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekir:
1. Malın teslim tarihi belirlenmelidir. İki ve sekiz günlük sürelerin başlangıcı bakımından teslim tarihi önem taşır. Teslim tutanağı, sevk irsaliyesi ve taşıma belgeleri muhafaza edilmelidir.
2. Ayıbın niteliği belirlenmelidir. Ayıbın açık, açıkça belli olmayan veya gizli ayıp niteliğinde olup olmadığı tespit edilmelidir.
3. Teknik inceleme geciktirilmemelidir. Özellikle makine, elektronik ürün ve üretim ekipmanlarında teknik incelemenin zamanında yaptırılması gerekir.
4. İhbarın içeriği açık olmalıdır. Bildirimde hangi ürünün ayıplı olduğu, ayıbın ne olduğu ve hangi teslimata ilişkin bulunduğu açıklanmalıdır.
5. İhbarın ispatı sağlanmalıdır. Noter ihtarnamesi, KEP, e-posta veya diğer yazılı iletişim kayıtları muhafaza edilmelidir.
6. Gizli ayıp öğrenildiğinde gecikmeden bildirim yapılmalıdır. Ayıbın sonradan ortaya çıkması, alıcıya sınırsız bir süre tanımaz.
7. Zamanaşımı süresi ayrıca takip edilmelidir. Ayıp ihbarının süresinde yapılması, iki yıllık zamanaşımı süresini ortadan kaldırmaz.
Ticari satışlarda ayıp ihbarı, alıcının ayıptan doğan haklarını kullanabilmesi bakımından temel hukuki yükümlülüklerden biridir. TTK m. 23/1-c hükmü, ticari satışlarda malın teslim sırasında açıkça ayıplı olması halinde iki günlük, açıkça belli olmaması halinde ise sekiz günlük muayene ve ihbar süresi öngörmektedir. Olağan bir incelemeyle tespit edilemeyen gizli ayıplar bakımından ise TBK m. 223/2 hükmü uygulanmakta ve ayıbın öğrenilmesinden sonra derhal bildirim yapılması gerekmektedir.
Ayıp ihbarı yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, alıcının malı ayıpla birlikte kabul etmiş sayılması ve ayıptan doğan seçimlik haklarını kaybetmesi sonucunu doğurabilir. Bu nedenle alıcının yalnızca ayıbın varlığını değil, ayıbın hangi tarihte ortaya çıktığını ve satıcıya ne zaman bildirildiğini de ispatlaması gerekir.
Ayıp ihbarının şekli bakımından ise TTK m. 18/3 ile TTK m. 23/1-c hükümleri birlikte değerlendirilmelidir. Ayıp ihbarının kural olarak şekle tabi olmadığı yönündeki yargısal yaklaşım, bildirimin noter aracılığıyla yapılmasını zorunlu olmaktan çıkarmaktadır. Bununla birlikte ispat sorunlarının önüne geçmek amacıyla noter ihtarnamesi veya KEP gibi güvenilir yöntemlerin kullanılması uygulamada önemini korumaktadır.
Sonuç olarak ticari satışlarda ayıp nedeniyle hak talebinde bulunulabilmesi, ayıbın varlığının tespit edilmesi kadar muayene ve ihbar yükümlülüklerinin zamanında yerine getirilmesine de bağlıdır. Özellikle açık ayıp, açıkça belli olmayan ayıp ve gizli ayıp ayrımının doğru yapılması, ihbar süresinin başlangıcının belirlenmesi ve bildirimin ispatlanabilir şekilde gerçekleştirilmesi, ticari satış uyuşmazlıklarında hak kayıplarının önlenmesi bakımından belirleyicidir.
KAYNAKÇA:
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, özellikle m. 18, 19 ve 23.
Türk Ticaret Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi - 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, özellikle m. 219, 223, 225, 227 ve 231.
Türk Borçlar Kanunu – Mevzuat Bilgi Sistemi - 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun.
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun – Mevzuat Bilgi Sistemi - Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 23.01.2024, E. 2022/4135, K. 2024/534.(https://avarsis.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-e-2022-4135-k-2024-534-1193861)
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 09.10.2025, E. 2022/1691, K. 2025/1576.(https://6102ttk.com/karar/72054/)
- Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 15.04.2026, E. 2025/4745, K. 2026/2054. (https://unluturkhukuk.com/yargi-kararlari/ticari-satimlarda-malin-ayibi-teslim-sirasinda-acikca-belli-ise-alicinin-bu-durumu-iki-gun-icind)
- Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 26.05.2016, E. 2015/11922, K. 2016/9422. (https://www.ictihatlar.com.tr/karardetay-15949-19hukukdairesi-Yargitay-19-Hukuk-Dairesi-2015-11922-Esas-2016-9422-Karar-Sayili-Ilami.html)
- Aral, Fahrettin / Ayrancı, Hasan, Borçlar Hukuku: Özel Borç İlişkileri, Yetkin Yayınları, Ankara.
- Eren, Fikret, Borçlar Hukuku: Özel Hükümler, Yetkin Yayınları, Ankara.
- Tandoğan, Haluk, Borçlar Hukuku: Özel Borç İlişkileri, Cilt I/1, Vedat Kitapçılık, İstanbul.
- Kayıhan, Şaban, Ticari İşletme Hukuku, Seçkin Yayıncılık, Ankara.
İlginizi Çekebilecek Yazılarımız:
