Günümüzde yatırım yapmak isteyen işletmeler, ihtiyaç duydukları makine, ekipman ya da taşınmazları satın almak için her zaman öz kaynaklarını kullanmak veya banka kredisine başvurmak zorunda değildir. Bu noktada devreye giren en önemli alternatif finansman yöntemlerinden biri finansal kiralama (leasing) olmaktadır. Özellikle sermayeyi korumak ve nakit akışını daha verimli yönetmek isteyen işletmeler için leasing oldukça stratejik bir araçtır.
Kiralama sözleşmeleri, sağladıkları avantajlar ve ekonomik katkılar sayesinde Batı ülkelerinde uzun süredir yaygın olarak kullanılan sözleşme türlerinden biri haline gelmiştir. Türkiye’de de benzer ihtiyaçların artmasıyla birlikte, mevzuatta açık bir düzenleme bulunmamasına rağmen bu sözleşmeler uygulamada yer bulmaya başlamıştır.
Her ne kadar başlangıçta kanunlarda özel olarak düzenlenmemiş olsa da, finansal kiralama sözleşmelerinin geçerliliği sözleşme özgürlüğü ilkesi çerçevesinde kabul edilmiştir. Bu alanda ortaya çıkan uyuşmazlıklar ise, uygun olduğu ölçüde kira sözleşmesine ilişkin hükümlerle; bunun yeterli olmadığı durumlarda ise Türk Medeni Kanunu’nun hâkime hukuk yaratma yetkisi tanıyan genel ilkeleri doğrultusunda çözüme kavuşturulmuştur.
Finansal kiralama işlemlerinin giderek artması üzerine, kanun koyucu ilk olarak 10 Haziran 1985 tarihli 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’nu yürürlüğe koyarak bu alanı yasal bir zemine oturtmuştur. Ancak zaman içinde ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar doğrultusunda bu düzenleme yetersiz kalmış ve yerine 21 Kasım 2012 tarihli 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu kabul edilmiştir. Böylece önceki kanun yürürlükten kaldırılarak daha kapsamlı ve güncel bir düzenleme getirilmiştir.
6361 sayılı Kanun’a göre Finansal kiralama sözleşmesi; kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir.
Finansal Kiralamanın Temel Mantığı
Finansal kiralama, en basit haliyle bir yatırım malının mülkiyetinin kiralama şirketinde kalması, buna karşılık kullanım hakkının belirli bir süre ve bedel karşılığında kiracıya devredilmesi esasına dayanır.
Finansal kiralama sisteminde, klasik mülkiyet anlayışına ek olarak “ekonomik mülkiyet” kavramı da gündeme gelir. Bu çerçevede kiralayan, malın hukuki sahibi olmaya devam ederken; kiracı, malı fiilen kullanıp ondan fayda sağladığı için ekonomik anlamda mülkiyet hakkını elinde bulundurur.
Bu sistemde işletme, ihtiyaç duyduğu varlığı doğrudan satın almak yerine bir finansal kiralama şirketi aracılığıyla kullanır. Sözleşme süresi boyunca kira ödemeleri yapılır ve çoğu durumda sözleşme sonunda mal, sembolik bir bedelle kiracıya devredilir.
Bu yönüyle finansal kiralama, klasik kira ilişkisinden ayrılarak aynı zamanda bir yatırım finansmanı modeli olarak öne çıkar.
Finansal Kiralama Sözleşmesinin Tarafları
Finansal kiralama ilişkisi temelde iki ana taraf üzerine kuruludur:
- Kiralayan (Finansal Kiralama Şirketi): Malın mülkiyetine sahip olan ve kiralama hizmetini sunan taraftır.
- Kiracı: Malı kullanma hakkını elde eden ve bunun karşılığında kira ödemesi yapan taraftır.
Ancak uygulamada bu ilişkiye çoğu zaman üçüncü bir taraf daha dahil olur:
- Satıcı/Üretici: Kiralanacak malın temin edildiği kişi veya firmadır.
Bu yapı sayesinde finansal kiralama, çoğunlukla üç taraflı bir sistem olarak işler. Üçlü taraf sisteminde, finansal kiralama şirketi ile kiracı arasında “finansal kiralama sözleşmesi” ve yine finansal kiralama şirketi ile satıcı arasında malın sağlanmasına ilişkin “satım sözleşmesi” olmak üzere iki ayrı sözleşme söz konusudur.(KOCAAĞA, Köksal, Türk Özel Hukukunda Finansal Kiralama (Leasing) Sözleşmesi, Ankara)
Tarafların Temel Hak ve Yükümlülükleri
Finansal kiralama sözleşmesi, karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmedir. Yani her iki taraf da birbirine karşı belirli yükümlülükler altına girer.
Kiralayanın Yükümlülükleri
Kiralayan, öncelikle kiralanacak malı temin etmek ve kiracının kullanımına sunmakla sorumludur. Bunun yanında:
- Malın ayıpsız olmasını sağlamak
- Hukuki sorunlara karşı garanti vermek
- Kiracının maldan faydalanmasını engelleyecek davranışlardan kaçınmak
gibi yükümlülükleri de bulunmaktadır.
Kiracının Yükümlülükleri
Kiracı ise:
- Kira bedellerini zamanında ödemek
- Malı amacına uygun ve özenli kullanmak
- Bakım ve koruma sorumluluğunu üstlenmek
- Sigorta ve risklere katlanmak
gibi önemli sorumluluklar taşır. Ayrıca sözleşme sonunda malı iade etmek ya da sözleşmede öngörülmüşse satın almak da kiracının yükümlülükleri arasındadır.
Finansal Kiralama Süreci Nasıl İşler?
Finansal kiralama işlemi belirli aşamalardan oluşan sistematik bir süreçtir. Genel olarak süreç şu şekilde ilerler:
- İşletme yatırım yapmaya karar verir ve ihtiyaç duyduğu malı belirler.
- Finansal kiralama şirketine başvurarak finansman talep eder.
- Şirket, kiracının mali durumunu değerlendirerek uygun bir limit belirler.
- Kiralanacak mal için teklif hazırlanır ve taraflar şartlarda anlaşır.
- Sözleşme imzalanır ve mal, finansal kiralama şirketi tarafından satın alınır.
- Mal kiracıya teslim edilir ve kira ödemeleri başlar.
Bu süreç sayesinde işletme, büyük bir peşin ödeme yapmadan yatırımını hayata geçirebilir.
Finansal Kiralamanın Avantajları
Finansal kiralama, özellikle işletmeler açısından birçok avantaj sunar:
- Nakit akışını korur: Yüksek peşin ödeme gerektirmez.
- Kredi limitini tüketmez: Banka kredilerine alternatif bir finansman sağlar.
- Vergisel avantajlar sunabilir: Kira ödemeleri gider olarak gösterilebilir.
- Yatırım erişimini kolaylaştırır: Küçük ve orta ölçekli işletmeler için büyük yatırımları mümkün kılar.
Bu özellikleri sayesinde leasing, işletmelerin büyüme stratejilerinde önemli bir rol oynar.
Ekonomik ve Hukuki Açıdan Önemi
Finansal kiralama sisteminde dikkat çeken önemli bir nokta, mülkiyetin iki farklı boyutta ele alınmasıdır:
- Hukuki mülkiyet: Kiralayana aittir.
- Ekonomik mülkiyet: Maldan fiilen yararlanan kiracıya aittir.
Bu ayrım, leasing sisteminin temelini oluşturur. Çünkü burada esas olan, malın sahipliği değil, ondan sağlanan ekonomik faydadır.
Sonuç
Finansal kiralama, modern finans dünyasında yatırımcılar için güçlü bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Özellikle yüksek maliyetli yatırımlar söz konusu olduğunda, işletmelere esneklik sağlayarak büyümeyi destekler.
Kısacası leasing, sadece bir kiralama yöntemi değil; aynı zamanda stratejik bir finansman aracıdır. Doğru planlandığında işletmelerin hem risklerini azaltır hem de rekabet gücünü artırır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1647 E. , 2020/88 K. Sayılı İlamı
(Sona Ermesi)
“… İki tarafa borç yükleyen finansal kiralama sözleşmesinin sona ermesini düzenleyen hâller mülga 3226 sayılı FFK’nın 21 ila 23. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, 24. maddede sözleşmenin sona ermesinin, 25. maddede ise sözleşmenin feshinin sonuçlarına yer verilmiştir. Buna göre; sözleşme kararlaştırılan sürenin dolmasıyla son bulur. Ancak, taraflardan her biri sürenin bitiminden en az üç ay önce bildirmek kaydıyla, mevcut veya yeni şartlarla sözleşmenin uzatılmasını talep edebilir. Sözleşmenin uzatılması tarafların anlaşmasına bağlıdır (m. 21). Sözleşme; şirketin sona ermesi, tüzel kişiliğinin hitamı, kiracının iflası veya aleyhine yapılan bir icra takibinin semeresiz kalması, kiracının ölümü veya fiil ehliyetini kaybetmesi veya işletmesini tasfiye etmesi hâllerinde, sözleşmede aksine bir hüküm yoksa sona erer (m. 22). Kiralayan, finansal kiralama bedelini ödemede temerrüde düşen kiracıya verdiği otuz günlük süre içinde de ödenmemesi hâlinde, sözleşmeyi feshedebilir. Ancak, sözleşmede, süre sonunda mülkiyetin kiracıya geçeceği kararlaştırılmış ise, bu süre altmış günden az olamaz. Taraflardan birinin sözleşmeye aykırı harekette bulunduğu hâllerde, bu aykırılık nedeniyle diğer tarafın sözleşmeyi devam ettirmesinin beklenemeyeceği durumlarda, sözleşme feshedilebilir (m. 23). Sözleşme sona erdiğinde, sözleşmeden doğan satın alma hakkını kullanmayan veya bu hakkı bulunmayan kiracı, finansal kiralama konusu malı derhal geri vermekle mükelleftir (m. 24). Sözleşmenin kiralayan tarafından feshi hâlinde kiracı malı iade ile birlikte vadesi gelmemiş finansal kiralama bedellerini ödemek yükümlülüğü altında olduğu gibi kiralayanın bunu aşan zararından da sorumludur. Sözleşme kiracı tarafından feshedilirse kiracı malı geri vermekle beraber uğradığı zararın tazminini kiralayandan talep edebilir (m. 25).
21. Finansal kiralama sözleşmesi sürekli borç doğuran bir sözleşme olduğu için önemli sebeplerin varlığı hâlinde feshedilerek sona erdirilebilir. Sözleşmenin devamını taraflardan biri için çekilmez hâle getiren her sebep önemli sebeptir. Bu sebep, sözleşmeye aykırılık olabileceği gibi, başka sebepler de olabilir (Eren, s. 481)…”
Ayrıntılı bilgi ve danışmanlık hizmeti almak için bize buradan ulaşabilirsiniz.
Yararlanılan Kaynaklar: Demiröz Ayrancı, Hacer. Finansal Kiralama Sözleşmelerinde Kiracının Hak ve Borçları, Konya Barosu Dergisi
Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Özel Hükümler, 3. Baskı, Turhan Kitabevi, 2021
İlginizi Çekebilecek Yazılarımız:
